Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2016/3182 E. 2017/2188 K. 20.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3182
KARAR NO : 2017/2188
KARAR TARİHİ : 20.03.2017

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı … arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi’ne davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil olduklarını, asıl borçlunun kredi borcunu ödememesi üzerine başlatılan icra takibinin davalının itiraz etmesi üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %40’dan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden …’in dava dışı şirket ortaklığından ayrılması üzerine kefaletinin sona erdiğini davacı bankaya yazılı olarak bildirdiğini, kefalet son ermiş bulunduğundan müvekkilinin şirket borcundan sorumlu tutulamayacağını, kaldı ki, müvekkillerinin borçtan sorumlu olduğu kabul edilecek olsa bile bankanın ancak kefalet limiti dahilinde talepte bulunabileceği savunarak, davanın reddini ve %40’dan az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların, dava dışı…’nin davacı banka ile imzalamış oldukları genel kredi sözleşmelerinin kefili oldukları, davalı … vekili, müvekkilinin dava dışı şirket ortaklığından ayrılarak bankaya vermiş olduğu dilekçe ile kefaletinin sona erdiğinini bildirdiği, dilekçe tarihi 19/01/2006 olup, bu tarih itibariyle davalının kefalet sorumluluğu ortadan kalkacağından davalının bu tarihten sonraki kredilerden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, banka kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, dava dışı şirketin kefaletin sona erdiği tarihi itibariyle bankaya 9.463,62 TL borçlu olduğu, davalının ancak bu tutarla sorumlu tutulabileceği , öte yandan diğer davalının kefalet limiti 5.000 TL olup davalının kefalet limiti dahilinde sorumlu olduğu, bilirkişi tarafından temerrüt faizi ve BSMV eklenerek yapılan hesaplamanın hükme esas alınmaya elverişli olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, … … 7.İcra Müdürlüğü’nün (eski … 7.İcra Müdürlüğü’nün ) 2009/26231 Esas sayılı dosyasında davalı borçlular tarafından yapılmış itirazın kısmen iptaline, davalı …’in 9.463,62 TL asıl alacak, 3.052 TL işlemiş faiz, 152,60 TL BSMV olmak üzere toplam 12.668,22 TL alacak ve 14.570 TL gayrinakit teminat yönünden iptaline, bu davalı yönünden takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %86 sözleşme faizi uygulanmasına, davalı … yönünden itirazın 5.000 TL asıl alacak, 1.827 TL işlemiş faiz, 91 TL BSMV olmak üzere toplam 6.918 TL üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %86 sözleşme faizi uygulanmasına, itirazın iptaline karar verilen 12.668,22 TL’nin 6.918 TL’si üzerinden hesaplanan %40 icra inkar tazminatının her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen, bakiyesi üzerinden hesaplanan %40 icra inkar tazminatının davalı …’den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu …Müşavirliği Ltd.Şti arasında düzenlenen 4 adet kredi sözleşmesinin 10/02/2003 tarihinde 5.000 TL limitli olanda davalı …’in, toplam limiti 75.000 TL olan 10/02/2003, 10/06/2003, 05/07/2005 tarihli sözleşmelerde ise …’in imzası bulunduğu, 17/01/2006 tarihli sözleşmede ise davalıların imzasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kefillerden … borçlu şirketin ortağı olup ortaklıktan ayrılmış bulunması imzasını taşıyan süresiz nitelikteki sözleşmelerdeki kefaletini sona erdirmez. Ancak, takip konusu kredi alacağının davalıların imzalarını taşıyan sözleşmelerden mi yoksa 17/01/2006 tarihli sonradan düzenlenen sözleşmeden mi doğduğu yönünden yeterli inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Diğer yandan gayrinakdi alacakların kefillerden deposunun talep edilebilmesi için sözleşmede özel düzenleme bulunması gerekir. Bu durumda mahkemece açıklanan hususlar gözetilerek banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak alınacak rapor doğrultusunda bir karar verilmek gerekirken eksik inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istek halinde iadesine, 20/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.