Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2016/6020 E. 2017/1273 K. 20.02.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6020
KARAR NO : 2017/1273
KARAR TARİHİ : 20.02.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacılar vekili, müvekkilleri aleyhine … İcra Müdürlüğü’nün 2012/7 esas sayılı dosyasından ilamsız takip yapıldığını,ödeme emirlerinin usulsüz olarak tebliğ edilmesi nedeniyle takibin müvekkillerinin bilgisi dışında kesinleştiğini bu nedenle itiraz edemediklerini ,müvekkillerinin … isimli şahsa müştereken ve müteselsilen kefil olduklarının iddia edildiğini, takip dayanağı belgelerin geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmesinin yazılı yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağını,B.K. 583.maddesine aykırı şekil şartlarına sahip sözleşmenin hüküm doğurmayacağını belirterek ,takibin müvekkilleri yönünden iptali ile borçlu olmadıklarının tespitini ve % 20 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın kötü niyetli olarak takibi sürüncemede bırakmak amacıyla açıldığını, davacıların iddialarının asılsız olduğunu savunarak, davanın reddi ile % 20 ‘den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, takip dayanağı sözleşme ve belgeler dikkate alındığında, davalı banka ile davacılar arasındaki kefalet ilişkisinin yerinde olduğu,düzenlenen kredi sözleşmesinde bir eksikliğin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava Genel Kredi Sözleşmesi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Davacılar sözleşme nedeniyle bankaya borçlu olmadıklarını iddia etmişlerdir. Kefaletin geçerli olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Dava tarihi itibariyle davacıların bankaya sözleşmeden kaynaklanan borçlarının bulunup bulunmadığının uzman bilirkişi tarafından yerinde inceleme yaptırılarak yasadaki kefalet hükümleri de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20/02/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.