Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2016/9353 E. 2017/2526 K. 29.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9353
KARAR NO : 2017/2526
KARAR TARİHİ : 29.03.2017

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının usule ilişkin bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili tarafından maddi sıkıntı içinde olan davalıya hatır senedi olarak verilen senedin davalı tarafından icra takibine konu edildiğini, taraflar arasında ticari ilişki olmadığını, söz konusu senedin 2011 yılında verilmiş olmasına rağmen sonradan 2010 tarihli olarak doldurulduğunu, bu şekilde fazladan faiz işletme yoluna gidildiğini belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin ve takibe konu senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının kendisinden 9.763,00 TL’lik mal aldığını, borcunun bir kısmını ödediğini, kalan 6.000,00 TL borcu için dava konusu senedi verdiğini savunarak davanın reddini ve davacı aleyhine %40 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; ispat yükü kendisinde olan davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine ve davacı aleyhine % 20 tazminata karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2014/10122 E., 2014/15023 K. sayılı ve 13.10.2014 tarihli bozma ilamında ” Kambiyo senetleri 6102 sayılı TTK.’da düzenlenmiş olduğundan bu senetlerden kaynaklanan uyuşmazlık aynı Kanunun 4. maddesi kapsamında ticari dava niteliğindedir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK.’nın değişik 5. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev kamu düzenine ilişkin olup davanın her safhasında mahkemece resen gözetilmelidir. Bu durumda mahkemece somut olayda davanın asliye ticaret mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” denilmek suretiyle hüküm bozulmuştur.
Görevli mahkemece, yapılan yargılama sonunda davacının davaya konu senedin hatır senedi olduğu iddasını kesin delillerle ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- İİK’nun 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması halinde, aynı Yasanın 72/4 maddesi uyarınca alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için, alacaklının mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacağını geç almış bulunmaktan dolayı zarara uğramış olması gerekir. Somut olayda ise mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı teminat yatırılarak infaz edilmediği halde, davalı lehine tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.