YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/2562
KARAR NO : 2019/360
KARAR TARİHİ : 22.01.2019
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı borçluya kredi kullandırıldığını, davalı borçlu kredi mevduat hesabının kullanılmasından kaynaklanan borcunu ödemeyince, 03/04/2015 tarihinde hesap katına ilişkin ihtarname keşide edildiğini ve ihtarnamenin borçluya tebliğ edildiğini, borcun ödenmemiş olması nedeniyle davalı – borçlu aleyhine… İcra Müdürlüğü’nün 2015/31092 Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini ancak davalı borçlunun asıl alacağa, temerrüt faizine ve diğer ferilerine itiraz ettiklerini, davalı borçlu itirazında haksız olduğundan itirazının iptaline, duran kısım için takibin devamına, temerrüt tarihinden itibaren asıl alacağa % 30, 24 faiz uygulanmasına, İİK gereği hükmedilen rakamın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, HMK’nın 17. maddesi gereğince davalı tüketici ile davacı arasında yapılan yetki sözleşmesinin geçerli olmadığı, HMK’nın 6. maddesi dikkate alınarak borçlunun ikametgahı itibariyle (Ankara İcra Müdürlüğü) yetkili icra dairesinde takip yapılmadığından dolayısıyla yetkili icra dairesinde yapılan bir takip olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, itirazın iptali davası olup, dava konusu da para alacağına ilişkin olduğundan İcra İflas Kanunu m.50, HMK m. 10 ve TBK m.89 uyarınca borcun ödeme yeri olan mahkeme ve icra daireleri de yetkilidir. Dosyadan anlaşıldığına göre davalı alacaklının müseccel adresi takibin başlatıldığı İstanbul İcra Müdürlüğü yetki sınırları içindedir. Bu durumda takibin başlatıldığı icra dairesinin de yetkili olduğu ve HMK m.17 uyarınca yetki sözleşmesi geçersiz olduğu halde davalının icra dairesinin yetkisine itirazı reddedilerek davanın esastan görülüp sonuçlandırılması gerekirken, yetkili icra dairesinde başlatılan geçerli bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22/01/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.