Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2017/4368 E. 2018/6534 K. 12.12.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4368
KARAR NO : 2018/6534
KARAR TARİHİ : 12.12.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili ve diğer davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, davacı ile davalı … arasında tarımsal kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil olduklarını, kredi borcunun süresinde ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalılar tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalıların sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki tarımsal kredi sözleşmesi nedeniyle davacı bankanın davalı borçlulardan takip tarihi itibariyle 41.524,19 TL alacaklı bulunduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tarımsal kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için kefiller ve asıl borçlu aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve yeterli değildir. Takip konusu alacağa yönelik hesabın kat edildiğine ilişkin 01.06.2009 tarihli ihtarnamede, asıl alacak banka tarafından 30.667,27 TL olarak belirlenmiş ve bu borcun ödenmesi için ihtarname düzenlenmiştir. Her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu miktara 02.06.2009 tarihinden itibaren 11.10.2010 takip tarihine kadar akdi faiz hesaplanarak, bu bedel asıl alacağa eklenip takip tarihi itibarıyla asıl alacak 41.524,19 TL olarak belirlenmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, kat tarihinden temerrüt tarihine kadar belirlenen akdi faizin hesaplanarak, kat tarihindeki asıl alacağa kapitalize edilmek suretiyle asıl alacağın hesaplanması, temerrüt tarihinden itibaren ise takip tarihine kadar varsa temerrüt faizinin hesaplanması gerekir. İstenebilecek temerrüt faizinin asıl alacağa dahil edilerek talep edilmesi mümkün değildir. Ayrıca kefiller sözleşme nedeniyle kefalet limitinden ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarından sorumludurlar. Mahkemece tüm bu açıklamalar dikkate alınarak, bilirkişiden ek rapor alınması ya da yeni bir bilirkişiden banka kayıt ve defterleri de yerinde incelettirilmek suretiyle rapor alınması gerekirken, bu hususlar dikkate alınmaksızın hüküm kurulması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesinde yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 12/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.