Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2018/3590 E. 2019/2956 K. 07.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3590
KARAR NO : 2019/2956
KARAR TARİHİ : 07.05.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davacı şirketin dava konusu taşınmazı satın aldığını, taşınmaz üzerindeki binayı işyeri olarak kullanmak istediğinden binayı gezdiğini, tesisatların üzerinde olduğu ve yapı ruhsatının bulunduğu tespit edildikten sonra imar durumunda da bir olumsuzluk olmadığı görülerek satışın davalı banka tarafından gerçekleştirildiğini, binaya yerleşmek üzere teşebbüs ettiği sırada iskân ruhsatının olmadığının görüldüğünü, yapı ruhsatının yenilenmediğini ve zemin etüdü yapılmadığı için elektrik ve su aboneliğinin bulunmadığını bildirdiklerini, binada gizli ayıp olduğunu, bu gizli ayıpların giderilmesi için gerekli işlem ve yapılandırmayı bizzat davacının yapmak zorunda kaldığını iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle 10.000 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, husumet itirazında bulunduğunu, davacı ile yapılan satış sözleşmesinde davacının binadaki eksiklikleri ve yükümlülükleri bilerek satın aldığının belirtildiğini, davacının dava konusu taşınmazı inceleyip her türlü mevcut durumuyla satın aldığını, taşınmazda ayıp olmadığını, ruhsat ve sayaç problemlerinin küçük bir inceleme ve araştırma ile kolayca ortaya çıkabilecek hususlar olduğunu, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davacının gönderdiği ihtarnamede elektrik ve su sayaçlarının bulunduğunun açıkça ikrar edildiğini iddia ederek; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taşınmazın iş yeri niteliğinde bulunup inşaat ruhsatının 26.03.2009 tarihinde sona erdiği, bu tarihten sonra kaçak inşaat durumuna düştüğü, kaçak yapı konumuna gelmiş olan mevcut yapıya yeniden iskân ruhsatı alınması için yapılması gereken masrafların toplam 15.000 TL olarak hesaplandığı, davacının SSK prim borçlarının ödenmediği hususunu ispat edemediği ve ayrıca davacı tarafından keşide edilen noter ihtarnamesinde su ve elektrik sayaçlarının bulunduğu hususunun dolaylı olarak ikrar edildiği, ancak davacının istediği tazminat miktarının iskan ruhsatı alınabilmesi için gerekli masrafın altında kaldığının anlaşıldığı ve bir taşınmazın iskân ruhsatının bulunmamasının gizli ayıp niteliğinde olduğu kabul edildiğinden davanın kabulüne, 10.000 TL tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı tarafından davalıdan işyeri olarak satın alınan binanın bir kısım eksiklikleri nedeniyle zarar oluştuğundan bahisle zararın tahsili için açılan tazminat davasıdır. Her ne kadar mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda taşınmazda bulunan eksikliklerin gizli ayıp olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan Gayrimenkul Satış Şartnamesi dikkate alınmaksızın düzenlenen bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Taraflar arasında 23.01.2013 tarihinde düzenlenen Türkiye Halk Bankası A.Ş. Gayrimenkul Satış Şartnamesinin Genel Şartlar başlıklı 1.3 nolu maddesinde; “Bankanın satışa sunduğu gayrimenkuller herhangi bir taahhüt veya garanti olmaksızın “mevcut hukuki ve fiili durumda” satılmaktadır. Gerek satış şartnamesinde verilen bilgiler, gerekse basın ve internette yayınlanan her türlü ilanlar ve bankanın gayrimenkul ile ilgili verdiği tüm bilgi ve açıklamalar taahhüt niteliğinde olmayıp genel tanıtıcı bilgi niteliğindedir. Gayrimenkuller ile ilgili olarak yayınlanan bilgiler banka açısından herhangi bir taahhüt içermediğinden hukuki ve fiili gerekli araştırmalar gayrimenkulün isteklisi tarafından yapılmalıdır. Fiili durum ile Banka tarafından verilen bilgilerin farklı olması halinde bankanın herhangi bir yükümlülüğü yoktur.” şeklinde, davalının internet sitesinde yayınlanan bilgilerin taahhüdü içermediğine yönelik hüküm bulunduğu gibi, davacının dava konusu taşınmazı gezip görmesi de dikkate alınarak ve yine aynı şartnamenin 1.4. maddesindeki; “İstekli, gayrimenkulün mevcut durumunu, (elektrik, su, havagazı, doğalgaz ve aidat-prim borçları, lojman olarak tahsis, kiracı, işgal, hasar, tapu kaydı, hisse, alan (metrekare), imar, iskan, sit, vefa hakkı, şufa hakkı, bilumum şerhler vb. Durumları üzerindeki yükümlülükleri, eksiklikleri ve borçları ile birlikte görmüş, gayrimenkul ile ilgili resmi kayıtlar dahil her türlü incelemeyi yapmış ve kabul edilmiş sayılır. İstekli bu nedenlerle gayrimenkulün alımından vazgeçemeyeceği gibi bankadan bu nedenler ile ilgili herhangi bir itiraz ve talepte bulunmayacağını peşinen kabul eder.” hükmü de değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. O halde bu hükümler nazara alındığında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek davanın kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.