YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/19185
KARAR NO : 2012/9084
KARAR TARİHİ : 10.04.2012
Tebliğname No : 2 – 2008/237007
MAHKEMESİ : Bolu 1. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 11/03/2008
NUMARASI : 2006/772 (E) ve 2008/303 (K)
SUÇ : Hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
I- İddianame ile sanığın tüm mağdurlara “Allah hepinizin belasını versin” ayrıca mağdur Y.. D..’ a “ukala” diyerek hakaret ettiği iddiasıyla kamu davası açılan olayda, mağdurların kovuşturma aşamasındaki ifadelerinde doğru olduğunu belirttikleri soruşturma aşamasındaki ayrıntılı ifadeleri incelendiğinde, mağdur Y.. D.., ın sanığın önce kendisine “…burada boş boş oturuyorsunuz, hiçbir iş yapmıyorsunuz, tüh Allah sizin belanızı versin…” diyerek diğer mağdurların bulunduğu odaya yöneldiğini ve orada da aynı şekilde hakaret ettiğini ve üzerine yürüyerek “sen sus ukala” dediğini ayrıca tekrar “Allah belanızı versin” dediğini ifade etmesi, mağdurlar S.. S.. ve M.. Ö..’ in ise benzer şekildeki ifadelerinde sanığın mağdur Yasemin ile tartışmasından sonra kendilerinin bulunduğu odaya geldiğini, arkasından gelen Yasemin’ in sen niye bize hakaret ediyorsun demesi üzerine Yasemin’ in üzerine yürüyerek “sen sus ukala’ dediğini ayrıca hepimize yönelerek “Allah hepinizin belasını versin” dediğini belirtmeleri, sanığın ise bir hafta önce bıraktığı muayene evraklarını almak için birkaç kez gittiği halde alamaması nedeniyle sinirlenerek “bu işin Allah belasını versin” dediğini savunması karşısında; “Allah belanızı versin” sözünün beddua niteliğinde olduğu ve hakaret içermediği de gözetilerek; olayın nedeni, oluş biçimi, tarafların konumu, olayın olduğu yer ve zaman dilimi üzerinde durularak, sanığın hangi söz ve davranışlarının sabit kabul edilerek hakaret olarak değerlendirildiği denetime olanak sağlayacak şekilde açıklanıp tartışılmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine kararı verilmesi,
II- Kabule göre de;
1- 5237 sayılı TCK’nun 51/3. maddesi uyarınca; cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresinin belirleneceği ve belirlenecek sürenin alt sınırının mahkûm olunan ceza süresinden az olamayacağı gözetilmeden, 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında denetim süresinin 1 yıl olarak belirlenmesi,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde nazara alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı, olayda mağdurların tazminat istemleri bulunmadığı gibi dosyaya yansıyan maddi bir zararlarının da belirlenemediği ve sanığın sabıkasının da bulunmadığı gözetilerek; 5271 sayılı CMK’ nın 231. maddesinin 6. fıkrasının ( b ) bendi uyarınca, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda oluşacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılamayacağına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden; “…sanığın müştekilerin zararını tazmin etmediği ve yasal şartları itibariyle oluşmadığı…” şeklinde, yasal olmayan, yetersiz gerekçeyle sanık hakkında aynı kanunun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi (BOZULMASINA), 10.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.