Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2010/2182 E. 2011/41506 K. 14.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/2182
KARAR NO : 2011/41506
KARAR TARİHİ : 14.12.2011

Tebliğname No : 2 – 2008/120418
MAHKEMESİ : Yunak Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 21/02/2008
NUMARASI : 2007/184 (E) ve 2008/57 (K)
SUÇ : Elektrik enerjisi hırsızlığı

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1.maddesi uyarınca, kamu davasına katılma üzerine mahkumiyete karar verilmiş ise, vekili bulunan katılan lehine, vekil duruşmalara katılmamış olsa dahi, Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletileceğinden, tebliğnamedeki yakınan idare vekili duruşmalara katılmadığından dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin bozma düşüncesine katılınmamıştır.
1- Suç tespit tutanağında sayacın bakanlık ve Tedaş mühürleriyle oynanmış olduğunun belirtildiği, tespit anında elektrik sayacına fiilen müdahalede bulunulduğuna ilişkin bir tespitin ve buna ilişkin tutanak tanığı anlatımının bulunmadığı, getirtilen tüketim föyü üzerinde bilirkişi tarafından yapılan incelemede, kaçak kullanımda bulunulduğu iddia edilen dönemdeki tüketim ile suç tarihinden sonra yapılan tüketim miktarının karşılaştırmasında, tutanak tarihinden sonra % 12 oranında artış olduğunun belirlenmesi karşısında, sayacın mühürleri ile oynanmış olmasının tek başına kaçak kullanımın kanıtı olamayacağı, tutanak tarihinden sonra tüketimde meydana gelen % 12 oranındaki artışın, artan elektrik ihtiyacından, günlük ve mevsimsel kullanım farklılığından kaynaklanabileceği, suçun maddi bulgusunu gösteren bariz bir artış olarak değerlendirmenin mümkün olmadığı gözetilmeden teknik bilgiler yanında; “dava dosyasındaki belgeler, sanık ve tanık ifadelerine göre sanık, sayacın mühürleri ile oynayıp sayacı devre dışı bırakarak kaçak elektrik kullanmıştır” şeklinde hukuki değerlendirmeler içeren yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabule göre ise;
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250,2009/13 sayılı ilamında da kabul edildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde nazara alınacak zararın mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zarar olduğu ve manevi zararı kapsamadığı, Tedaş’ın zararını karşılayan, daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyeti olmayan, hükmolunan cezanın tür ve süresi itibariyle de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bir durumunun bulunmadığı anlaşılan sanığın, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak, yeniden suç işleyip işlemeyeceğine ilişkin kanaat ile hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekirken, “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına takdiren yer olmadığına” biçimindeki, yasal olmayan gerekçe ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
b) Yakınan idare vekilinin, 26.12.2007 havale tarihli kamu davasına katılma istemi hakkında bir karar verilmediği halde, yakınan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 14/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.