YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/31439
KARAR NO : 2012/40891
KARAR TARİHİ : 13.09.2012
Tebliğname No : 2 – 2009/44419
MAHKEMESİ : Seferihisar Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 14/11/2008
NUMARASI : 2007/227 (E) ve 2008/370 (K)
SUÇ : Hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK’nın 43.maddesi aynı Kanun’un 125/4.maddesinden önce uygulanarak anılan Kanun’un 61/5.maddesinde belirtilen sıraya uyulmamak suretiyle sanığa eksik ceza verilmesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
I-Sanığın Cumhuriyet Savcılığına sunduğu 19.06.2007 tarihli dilekçesinde psikolojik tedavi gördüğünü, mektupları hastalığın etkisiyle yazdığını ileri sürmesi, dilekçesinin ekinde bulunan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanlığı’nca düzenlenen raporda sanığın bu hastanede yatarak tedavi gördüğünün ve bipolar duygudurum bozukluğu tanısı konulduğunun belirtilmesi karşısında; sanığın suç tarihinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinde, varsa azalmanın önemli derecede olup olmadığı, 5237 sayılı TCK’nın 32.maddesi kapsamında cezai ehliyetini etkileyen akıl hastalığının bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas kurulundan ya da Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanelerinden rapor aldırılıp sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
II-Kabul ve uygulamaya göre, de;
1)-Sanığın katılanlara gönderdiği mektuplarla hakaret ettiğinin kabul edildiği olayda aleniyet unsurunun ne şekilde oluştuğu tartışılmadan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 125/4.maddesinin uygulanması,
2)-Seçenekli cezalardan kısa süreli hapis cezasına sanığın mükerrir olduğu gerekçesiyle 5237 sayılı TCK’nın 58/3.maddesi gereğince zorunlu olarak hükmedilmesi nedeniyle; takdir hakkı kullanılmak suretiyle seçenek cezalardan hapis cezasının tercih edilmesi halinde hükmolunan cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceğine dair 5237 sayılı TCK’nın 50.maddesinin 2.fıkrasının uygulama yerinin bulunmadığı gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nın 50/1.maddesi uyarınca sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığı ve suçun işlenmesindeki özellikler değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, “sanığın sabıkasının olduğu ve bir daha suç işlemeyeceği konusunda mahkemede olumlu kanaatin oluşmadığı” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık hakkında belirlenen hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
3)-Adli sicil kaydında yer alan önceki mahkumiyetin adli para cezasına ilişkin olması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 51/1.madde ve fıkrasının (a).bendine göre tayin olunan cezanın ertelenmesine yasal engel bulunmadığı belirlenen sanık hakkında ertelemeye yer olmadığına karar verilirken; “sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlığını” irdeleyen yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4)-5237 sayılı TCK’nın 53/1-(c). bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve 53/l-a,b,d,e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemesi,
5)-Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek merci 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108.maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıvermeye ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenlerle denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 58.maddesinin 7.fıkrası gereğince sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde bir yıl süreyle denetim altında bulundurulmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 13.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.