YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18435
KARAR NO : 2012/48131
KARAR TARİHİ : 12.12.2012
Tebliğname No : 4 – 2009/120762
MAHKEMESİ : Kaman Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 04/07/2008
NUMARASI : 2008/42 (E) ve 2008/95 (K)
SUÇ : Hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK.nun 43/1 maddesinin “bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” halini düzenlediği, aynı yasanın 43/2 maddesinin ise “aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” halini düzenlemesi karşısında ,21/12/2007 tarihinde sanığın müşteki M. M.’a yönelik, 20/01/2008 tarihinde ise müşteki A. M.’a yönelik ayrı zamanlarda hakaret eylemlerinde bulunması karşısında zincirleme suç hükümlerinin somut olayda uygulanma olanağı bulunmadığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 esas ve 2009/13 karar sayılı kararında belirtildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararın esas alınması, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği,hakaret suçunun zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı,kayden sabıkasız olan sanık hakkında 5271 Sayılı CMK’nin 231’inci maddesinin 6’ncı fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken “katılanların uğradığı zararların tazmin edilmemiş olması” biçimindeki yasal ve dosya içeriğine uygun olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 12/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.