Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2011/35089 E. 2013/23239 K. 09.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/35089
KARAR NO : 2013/23239
KARAR TARİHİ : 09.10.2013

Tebliğname No : 2 – 2010/49310
MAHKEMESİ : Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/07/2009
NUMARASI : 2008/790 (E) ve 2009/1086 (K)
SUÇ : Hakaret

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-) Katılanın telefonda kendisine küfür etmesi üzerine hakaret içerikli mesajları gönderdiğini savunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 129/3. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
2-) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümlerinin uygulanacağı gözetilmeden, hakaret suçunun işlendiği 18.08.2007 tarihinden sonra 17.09.2007 tarihinde kesinleşmiş olan Antalya 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 200/532 – 2005/425 sayılı ve 18.07.2005 tarihli hükmü nedeniyle sanığın mükerrir olduğunun belirtilmesi,
3-) 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının ( c ). bendinde yer alan hak yoksunluklarının kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ise mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağı gözetilmeden, anılan hakların yönelik olduğu kişiler bakımından bir ayrım yapılmadan, sanığın; aynı Yasanın 53/1-c.maddesinde yazılı haklardan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
4-)Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olan sanık hakkında hükmolunan cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken, 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde belirtildiği gibi “suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşup oluşmadığının” irdelenmesi gerekirken, adli sicil kaydına göre tekerrüre esas olabilecek bir mahkumiyeti bulunmadığı halde “geçmişte tekerrüre esas sabıkasının bulunduğu” biçimindeki yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
5-) Sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, 5271 sayılı CMK’nın 231. Maddesinde sayılan nesnel (objektif) ve öznel koşulların değerlendirilip buna ilişkin gerekçelerin gösterilmesi gerektiği, sanığın adli sicil kaydına göre daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmadığı, dolayısıyla 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde gösterilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan nesnel (objektif) koşulunun bulunduğu, aynı maddenin (c). bendinde gösterilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin nesnel (objektif) koşullardan bir diğeri olan suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesinde esas alınacak zararın, kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zarar olduğu, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde sanığa yüklenen hakaret suçundan doğan ve hakimin basit bir araştırma ile saptayabileceği herhangi bir maddi zararın belirlenmediği gözetilerek, sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen, “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” öznel (sübjektif) koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken “geçmişte tekerrüre esas sabıkasının bulunduğu” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeye dayanılarak sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.