YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/37917
KARAR NO : 2013/24742
KARAR TARİHİ : 31.10.2013
Tebliğname No : 4 – 2008/115239
MAHKEMESİ : Hatay 2. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 26/02/2008
NUMARASI : 2007/734 (E) ve 2008/91 (K)
SUÇ : Hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;
1-Ceza yasasında, hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü durumlarda mahkemece, öncelikle hapis ya da adli para cezasının neden seçildiğine ilişkin yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeli, daha sonra ise alt ve üst sınırları arasında yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek temel ceza belirlenmelidir.
Somut olayda sanığa yüklenen suç kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu olup, hakaret suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK .nun 125/1 maddesinde hapis ve adli para cezası olarak öngörülen seçenekli yaptırım, aynı maddenin 3-a fıkrasında yer alan görevliye hakaret suçunu da kapsadığından, kamu görevlisine karşı hakaret suçundan, seçenekli yaptırımlardan neden hapis ya da adli para cezasına hükmedildiğinin yasal ve yeterli gerekçesi gösterilip, daha sonra hükmedilen hapis ya da adli para cezasının alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesinde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi gerekirken, yalnızca hapis cezasının alt ve üst sınırları arasında temel cezanın belirlenmesine ilişkin gerekçe gösterilmesi,
2-5237 sayılı TCK’ nın 50. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde düzenlenen seçenek yaptırımın süresinin, sanık hakkında hükmolunan sonuç hapis cezanın yarısı ile bir katına kadar olan bir süre olduğu ve bir katından da hükmolunan sonuç hapis cezasının kendisinin anlaşılması gerektiği gözetilerek, TCK’ nın 125/3-a,4,62 maddeleri uyarınca sanık hakkında 11 ay 20 gün hapis cezası belirlenmiş olması karşısında, TCK’ nın 50. maddesinin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımın süresinin, belirlenen 11 ay 20 gün hapıs cezanın yarısı olan 5 ay 25 gün ile bir katı olan 11 ay 20 gün arasında takdir edilecek bir süre olması gerektiği gözetilmeden, 15 ay süre ile seçenek yaptırımın uygulanmasına karar verilerek fazla ceza tayini,
3- Sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK.nun 50/1-f maddesi gereğince gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılma tedbirine çevrilmesi gerekirken infazı sınırlar şekilde; “Park -Bahçe işlerinde çalıştırılmasına ” karar verilmesi,
4- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13/03/2012 tarihli, 2011/2-376 Esas ve 2012/90 sayılı kararında da belirtildiği üzere sanıklar hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK.nun 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmakta; koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kurumu, objektif koşulların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, zararın giderilmesi) varlığı halinde mahkemece 6008 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce re’sen, bu değişiklik sonrasında ise sanıkların hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmesi halinde diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değerlendirilmesi, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde öncelikle uygulanması gerektiği gözetilmeden 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesinin 7. fıkrasına yanlış anlam verilerek; adli sicil kaydına göre sabıkasız olan ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde yakınanın herhangi bir maddi zararının bulunmadığı anlaşılan hakaret suçundan“CMK.nun 231/7. fıkra hükmü karşısında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine yer olmadığı sonucuna varılmakla ” biçimindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yasal olanak bulunmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.