YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/38072
KARAR NO : 2013/24943
KARAR TARİHİ : 31.10.2013
Tebliğname No : 2 – 2009/35798
MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25/04/2008
NUMARASI : 2006/820 (E) ve 2008/351 (K)
SUÇ : Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Ceza yasasında,hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü durumlarda mahkemece,öncelikle hapis ya da adli para cezasının neden seçildiğine ilişkin yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeli,daha sonra ise alt ve üst sınırları arasında yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek temel ceza belirlenmelidir.
Somut olayda sanığa yüklenen suç kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu olup,hakaret suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK’nın 125/1.maddesinde hapis ve adli para cezası olarak öngörülen seçenekli yaptırım,aynı maddenin 3-a fıkrasında yer alan görevliye hakaret suçunu da kapsadığından, kamu görevlisine karşı hakaret suçundan, seçenekli yaptırımlardan neden hapis ya da adli para cezasına hükmedildiğinin yasal ve yeterli gerekçesi gösterilip,daha sonra hükmedilen hapis ya da adli para cezasının alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesinde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi gerekirken, yalnızca hapis cezasının alt ve üst sınırları arasında temel cezanın belirlenmesine ilişkin gerekçe gösterilmesi,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250, 2009/13 sayılı ilamında belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde nazara alınacak zararın mahkemece basit bir araştırma ile belirlenebilecek olan ölçülebilir,maddi zarar olduğu dosya içeriğine göre sanığa yükletilen kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan dolayı mağdurun maddi nitelikte bir zararının söz konusu olmadığının ve sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunmadığının anlaşılması karşısında,hükmolunan cezanın tür ve süresi itibariyle de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bir durumunun bulunmadığı anlaşılan sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaat ile hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekirken “müştekide oluşan manevi üzüntünün giderilmesi yönünde pişmanlık göstermeyip bu şekilde müştekinin mağduriyetinin giderilmemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulunun gerçekleşmediği” biçimindeki gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA,31/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.