Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2012/18287 E. 2012/15243 K. 29.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18287
KARAR NO : 2012/15243
KARAR TARİHİ : 29.05.2012

Tebliğname No : 6 – 2011/7285
MAHKEMESİ : Araklı Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 09/03/2010
NUMARASI : 2009/94 (E) ve 2010/49 (K)
SUÇ : Hırsızlık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık F.. D..’ nun, yokluğunda hükmün verildiği ve Tebligat Kanunun 35. maddesi gereğince adresine tebligatın yapıldığı tarihte başka bir suç nedeniyle ceza infaz kurumunda olduğu, bu nedenle hükmün infazına başlanması ile haberdar olduğu mahkumiyet hükmüne karşı yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, temyiz isteminin reddine dair 12.10.2011 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede,
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Atılı suçtan tutuklu olarak yargılandığı sırada 30.06.2009 tarihinde tahliye edilen sanık F.. D..’ nun başka bir suçtan tutukluluğunun bulunması nedeniyle salıverilmediğine dair Araklı Ceza İnfaz Kurumunun 02.07.2009 tarihli yazısı karşısında; başka bir suç nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunan sanığın duruşmada bulundurulması sağlanmadan, yokluğunda yargılama yapılarak hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’ nın 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,
2- Sanık M.. P.. müdafiinin temyiz dilekçesinde, atılı suçu işleyen kişinin M.. P..’ ın kardeşi M. M. P. olduğunu ve benzer olaylarda da yakalandığında kardeşinin kimlik bilgilerini verdiğini ileri sürmesi, sanık M.. P..’ ın yakalandığı sırada üzerinden kendi fotoğrafı bulunan R.Ö. adına düzenlenmiş sürücü belgesi bulunması ve kimliğine ilişkin herhangi bir belgenin bulunmamış olması karşısında; atılı suçu işleyerek yakalanan ve kendisini M.. P.. olarak tanıtan kişinin kimlik bilgilerinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde kesin olarak saptanması zorunluluğu,
3- Oluşa, dosya içeriğine ve toplanan delillere göre sanıkların önceden aldıkları karar gereği hırsızlık yapmak amacıyla banka şubesine girdikleri, sanık M.. A..’ ın yanında beklediği sırada, sanık F.. D..’ nun bankamatiğin açık olan arka kısmındaki para kutusunu alarak sanık M.. P..’ a verdiği ve sanıkların dışarı çıkarken olayın farkedilmesi üzerine, banka güvenlik görevlisinin peşlerinden çıktığı ve sanık F.. D..’ yu yakaladığı, diğer sanıkların yanlarına aldığı para kutusuyla birlikte geldikleri araç ile olay yerinden kaçtıkları ancak içinde para olmadığını anlayınca kutuyu yolda attıkları ve yaklaşık 3 saat sonra akaryakıt istasyonunda yakalandıklarında, çaldıkları kutunun yerini göstererek iadesini sağladıkları olayda; çalınan kutunun ekonomik değerinin bulunması karşısında; atılı suçun tamamlandığı anlaşılmakla, sanıklar hakkında kalkışma hükümlerinin uygulanamayacağı ve kovuşturma başlamadan rızai iade şartlarının gerçekleşmesi nedeniyle sanıklar lehine TCK’ nın 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Sanıkların Ziraat Bankası Araklı Şubesine girip hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında; eylemlerinin 5237 sayılı TCK’ nın 142/1-a maddesinde yazılı suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı yasanın 142/1-b maddesinden hüküm kurulması,
5- Sanık F.. D..’ nun adli sicil kaydına esas ilamlardan yalnızca en ağır cezayı içeren Osmancık Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2009 gün, 107-12 sayılı ilamının mükerrirliğe esas alınması gerektiği gözetilmeden, anılan ilamla ile birlikte ayrıca Adana 6 Asliye Ceza Mahkemesinin 26.06.2008 gün, 476-506 sayılı ilamının da mükerrirliğe esas alındığı belirtilerek infazda duraksamaya neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık M.. P.. müdafii ve sanıklar F.. D.. ile M.. A..’ ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi (BOZULMASINA), bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’ nın 326/son maddesinin gözetilmesine, sanık F.. D.. hakkındaki ilamın kesinleşmediğinin anlaşılması nedeniyle, infazın durdurulmasına, sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde salıverilmesi için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına bilgi edinilmesi amacıyla tahliye kararının bir örneğininde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine 29/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.