Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2012/26124 E. 2012/46859 K. 27.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/26124
KARAR NO : 2012/46859
KARAR TARİHİ : 27.11.2012

Tebliğname No : 2 – 2012/252470
MAHKEMESİ : Pendik 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 03/07/2012
NUMARASI : 2011/6 (E) ve 2012/921 (K)
SUÇ : Elektrik enerjisi hırsızlığı

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Elektrik enerjisi hırsızlığı suçundan sanık hakkında 03.07.2012 gün ve 6-921 sayılı karar ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinden sonra, “02.07.2012 tarihinde kabul edilerek, 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun Geçici 2. maddesinin l. fıkrası uyarınca aynı maddenin 2. fıkrasına göre işlem yapılması” için mahkemesince karar kesinleşmeden dosyanın tekrar ele alınarak dosya üzerinden verilen 06.07.2012 tarihli ek karar ile “sanığın katılan kurumun zararını tazmin etmiş olması nedeniyle, CMK’ nın 223/4-a ve 6352 sayılı yasının Geçici 2. maddesi gereğince sanığa ceza verilmesine yer olmadığına” karar verildiği, ek kararın sanık tarafından temyizi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın onama istemi ile Dairemize gönderilmekle yapılan incelemede;
6352 Sayılı Yasanın 82. maddesi ile davanın dayanağını oluşturan elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçunu düzenleyen, 5237 sayılı TCK’ nın 142. maddesinin 1 fıkrasının (f) bendi yürürlükten kaldırılmış, aynı Yasanın 83.maddesi ile de, 5237 sayılı TCK’ nın karşılıksız yararlanma suçunu düzenleyen 163. maddesine;
“(3) Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenleme içeren 3. fıkra eklenmiştir.
Aynı Yasanın 84. maddesi ile de;
“5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve karşılıksız yararlanma” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(5) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.” hükmü getirilmiştir.
Aynı Yasanın 103. maddesi ile de;
25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 6 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(2) Karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlıktan yararlanması dolayısıyla şüpheli, sanık veya hükümlü hakkında verilen kararlar adlî sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Onbeş yıl süreyle muhafaza edilen bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından istenmesi halinde verilebilir.” hükmü düzenlenmiştir.
Anılan düzenlemeler ile daha önce hırsızlık suçu olarak düzenlenen, abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisi, su ve doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi eylemleri karşılıksız yararlanma suçu olarak düzenlenmiştir.
6352 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. fıkrasında;
(2) Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun ve doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi dolayısıyla bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hakkında hırsızlık suçundan dolayı kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin, bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz, verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar.
Hükmüne yer verilmiş olması ve anılan suçlara ilişkin açıklanan düzenlemer karşısında; temyiz edilmesi nedeniyle Yargıtay’ da bulunan dosyalar hakkında ne tür bir işlem yapılacağına dair aynı maddenin 1. fıkrasında ise,
(1) Bu Kanunda yapılan değişiklikler karşısında; ilgili suçlardan dolayı açılan ve temyiz aşamasında bulunan dava dosyalarından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunanlar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; Yargıtay ilgili dairesinde bulunan dosyalar ise bu dairece, hükmü veren mahkemeye gönderilir.
Şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir. Konuya ilişkin 6352 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları birlikte değerlendirildiğinde, anılan suçlara ilişkin olarak hakkında kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin, bu Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, altı ay içinde zararı tamamen tazmin etmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunamayacağı ve verilen cezanın da tüm sonuçları ile ortadan kalkacağı düzenlenmiş olup, düzenleme gereğince işlem yapılması gereken hükümlerin, mahkumiyet veya beraat hükmü olacağına, ya da kesinleşmiş olup olmadığına dair bir ayırım yapılmamıştır.
Açıklanan nedenlerle henüz kesinleşmemiş olan hüküm ve kararlar ile ilgili olarak 6352 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca işlem yapılması amacıyla, duruşma açılarak taraflar çağrılıp, uyarlamaya ilişkin yeni bir hüküm kurulması gereketiği gözetilmeden; evrak üzerinde yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 27/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.