YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5398
KARAR NO : 2012/8321
KARAR TARİHİ : 03.04.2012
Tebliğname No : 3 – 2007/262620
MAHKEMESİ : Sincan 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 20/12/2006
NUMARASI : 2005/32 (E) ve 2006/544 (K)
SUÇ : Konut dokunulmazlığını bozma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Temyiz isteminin reddine dair ek kararın sanık müdafiine adli tatil içinde 10.08.2007 tarihinde tebliği edilmesi karşısında; 5271 sayılı CMK’ nın 331. maddesi gereğince temyiz süresinin işlemeyeceği, bu nedenle 23.08.2007 tarihinde yapılan temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki red görüşüne katılınmamıştır.
Yokluğunda verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin gerekçeli kararın sanığa 29.01.2007 günü, aynı konutta birlikte oturduğu belirtilerek yengesi H. G.tebliğ edildiği, hükümden sonra sanığın vekilliğini üstlenen Av. M. Z.K.ın sunduğu 17.07.2007 tarihli temyiz dilekçesinde, sanığın tebligat tarihinden önce tebligatın yapıldığı adresten taşındığını ve yengesi H.G.ile aynı adreste yaşamadığını bu nedenle tebligatın usulsüz olduğunu belirtmesi üzerine, gerek mahkemece yaptırılan kolluk araştırması sonucu düzenlenen tutanak içeriği gerek sanık müdafiinin temyiz dilekçesine eklediği ikametgah belgesinden sanığın tebligatın yapıldığı adresten tebliğ tarihinden önce ayrıldığı ve tebligatı alan H. G. ile o tarihte aynı konutta birlikte yaşamadıklarının tespit edilmesi nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda Tebligat Kanunun 32. maddesi gereğince muhatabın tebligatı öğrenmesi halinde tebligatın geçerli sayılacağı ve muhatabın öğrendiğini bildirdiği tarihin ise tebliğ tarihi sayılması gerektiği ancak somut olayda sanık müdafiinin öğrenme tarihini bildirmediği bu nedenle temyiz dilekçesini verdiği tarihte öğrenmiş sayılması gerektiği, Tebligat Tüzüğünün 51. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen “Muhatabın tebliğe muttali olduğunun ve bunun tarihinin iddia ve ispatına cevaz yoktur.” hükmü karşısında; mahkemece sanığa yapılan tebligatın usulsüz olduğunun kabul edilmesine rağmen, sanığın 2 ay önce tebliğden haberdar olduğu bu nedenle temyiz isteminin süresinde olmadığı gerekçesiyle verilen temyiz isteminin reddine dair ek kararda isabet bulunmadığından, bila tarih ve 2005/32 esas sayılı red kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Geceleyin konut dokunulmazlığını bozma suçuna ilişkin uygulama maddesinin TCK’ nın 116. maddesinin 4. fıkrası yerine 1. fıkrası olarak gösterilmesi suretiyle CMK’ nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
2- Hükümden önce 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK. nun 253. maddesinin 1. fıkrası b bendi uyarınca; sanığa atılı konut dokunulmazlığını bozma suçu soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaşma kapsamındaki suçlardan olduğu halde, 5271 sayılı CMK. nun 253. ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri yapılmadan eksik kovuşturma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
3- Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa’nın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesi uyarınca hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 03/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.