YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/23854
KARAR NO : 2014/13323
KARAR TARİHİ : 14.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I-) Suça sürüklenen çocuklar … ve … müdafiinin ve suça sürüklenen çocuk …’ nın temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuklar … ve …’ in haberdar oldukları suça sürüklenen çocuklar müdafiinin yüzüne karşı verilen hükmü, 1412 sayılı CMUK’nun 310/1.maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra, 14.07.2011 tarihinde temyiz eden suça sürüklenen çocuk …’ nın ve 05.08.2011 tarihinde temyiz eden suça sürüklenen çocuklar müdafiinin temyiz isteminin aynı Kanunun 317.maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
II-) Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 tarih ve 9-7/56 sayılı kararında da ayrıntıları açıklandığı üzere, zorunlu müdafiinin yüzüne karşı tefhim edilen ve kendisine zorunlu müdafii atandığından haberi bulunmayan suça sürüklenen çocuk açısından hakkında kurulan mahkumiyet hükmü kendisine tebliğ edilinceye kadar temyiz hakkı bulunacağından, yokluğunda verilen hükümden 15.05.2013 tarihinde haberdar olan suça sürüklenen çocuğun velisi tarafından 21.05.2013 tarihinde verilen temyiz dilekçesinin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocukların yakınanın işyerinden suça konu dizüstü bilgisayarı çalıp sattıkları, yakalandıklarında suçlarını ikrar ederek sattığı kişiyi göstermeleri üzerine kolluk tarafından el konulmak suretiyle yakınana teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.03.2013 gün ve 2012/6-1232 esas -2013/106 karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; “4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 763.maddesi uyarınca suça konu eşyayı bir üçüncü kişiye satmak suretiyle zilyetliği devreden sanığın artık eşya üzerinde tasarruf yetkisi kalmadığından, suça konu eşyayı satmak suretiyle elde ettiği menfaati iade etmemesi karşısında, tasarruf yetkisi bulunmayan eşyayı sattığı yeri göstermesi sonucu eşyanın satın alınan kişiden alınarak mağdura iadesinin etkin pişmanlık olarak kabul edilemeyeceği ve 5237 sayılı TCK’nun 168.maddesi anlamında sanıklar tarafından gerçekleştirilmiş bir iade veya tazmin olarak kabulünün mümkün olmadığı gözetilerek belirtilen maddenin uygulanmamasında isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamedeki bozma düşüncesine katılınmamıştır.
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-) Suça sürüklenen çocuk hakkında atılı suçlardan mahkumiyet hükmü kurulurken, Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20/1-7. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği taktirde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-) 5237 sayılı TCK.nun 50/3. maddesinde daha önce hapis cezası ile mahkum olmayan 18 yaşını doldurmamış çocukların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrileceği belirtilmiş, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106/4. maddesinde “çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza hapse çevrilemez, bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Her ne kadar 5237 sayılı TCK.nun 50/6. maddesinde seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde tedbire çevrilen kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verileceği belirtilmiş ise de, yukarıda açıklanan düzenlemeler karşısında 5237 sayılı TCK.nın 50/6. maddesinin çocuklar yönünden uygulanamayacağı, hükmolunan seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde, diğer seçenek tedbirlerden birine veya adli para cezasına karar verilebileceği sonucuna varılmaktadır.Bu itibarla kısa süreli hapis cezasından çevrilen seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceği ihtarı yapılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş suça sürüklenen çocuk … velisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 14.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.