Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/31781 E. 2014/2387 K. 03.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/31781
KARAR NO : 2014/2387
KARAR TARİHİ : 03.02.2014

Tebliğname No : 2 – 2012/204008
MAHKEMESİ : Bakırköy 23. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 15/03/2012
NUMARASI : 2007/408 (E) ve 2012/677 (K)
SUÇ : Hırsızlık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükmolunan cezanın süresine göre suça sürüklenen çocuk S.. T.. müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteminin 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede:
Karar başlığına 16.02.2004 olan suç tarihinin 16.12.2003 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiş, gerekçeli karar içeriğinden suça sürüklenen çocuk S.. T.. hakkındaki hükmün 03.03.2004 tarihli eylemle ilgili olarak verildiğinin anlaşılması ve bu eylemin gece vakti işlenmesi nedeniyle suçun nitelikli hali olan 5237 sayılı TCK’nın 143.maddesinin uygulanması gerektiğinden aynı yasanın 66/3. maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuk S.. T.. için zamanaşımı süresinin dolmadığı ve UYAP üzerinden yapılan incelemede sanık E.. K..’ın suç tarihleri olan 16.02.2004 ve 03.03.2004 tarihlerinde Cezaevinde olmadığı anlaşıldığından tebliğnamadeki bu hususlarla ilgili düşüncelere katılınmamış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
I- Sanıklar E.. K.. ve K.. T..’in tüm evrelerde 16.02.2004 tarihli suçu işlemediklerini savunduklarının anlaşılması karşısında; temyiz dışı sanık E.. B..’ın “Kamil bana bu işyerine daha öncede girdik dedi” şeklindeki soyut suç atması dışında sanıklar E.. K.. ve K.. T..’in yüklenen suçu işlediklerine dair, cezalandırılmalarına yeterli, her türlü kuşkudan uzak,hukuka uygun, kesin ve inandırıcı kanıtların neler olduğu kararda gösterilmeden yazılı şekilde cezalandırılmalarına karar verilmesi,
II- Kabule göre de;
1-Hükmün gerekçe bölümünde 03.03.2004 tarihinde işyerinden 101 adet İngiliz siyah renkli kürk deri, 250 adet kahverengi güderi, 387 adet saman eskitme
deri, 40 adet kahve gri eskitme derinin çalındığı gerekçesiyle suça sürüklenen çocuk ve sanıkların cezalandırılmasına karar verildiği kabul edilmiş ise de, anılan suça konu eşyaların 16.02.2004 tarihinde gerçekleşen hırsızlık olayı esnasında çalınan eşyalar olduğu gözetilmeyerek dosya içeriği uyuşmayan gerekçeye dayanılarak mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Sanıklar E.. K.. ve K.. T..’in hükmün esasını oluşturan kısa karada ve hükümde iki ayrı hırsızlık suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği halde hükmün gerekçe bölümünde sadece 03.03.2004 tarihli eylemleriyle ilgili gerekçe yazılıp 16.02.2004 tarihli eylemleriyle ilgili gerekçe gösterilmeksizin cezalandırılmalarına karar verilmesi,
3-16.02.2004 tarihli eylem yönünden; 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, 5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; sanıklar E.. K.. ile K.. T..’in suç tarihinde yanlarında suça sürüklenen çocuk S.. T.. ve temyiz dışı sanık E.. B.. olduğu halde müştekinin muhkem olduğu belirlenen PVC doğrama kapı kilidini zorlamak suretiyle işyerine girmeleri şeklinde gerçekleşen eylemlerinin 765 sayılı TCK’nın 493/1-son,522. ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 142/1-b, 116/4, 119/1-c, 151/1. maddelerindeki hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçuna uyduğu ve müştekinin şikayetinden vazgeçtiği gözetilerek her iki yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken,sanıklar Erkan ve Kamil’in eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/2-d maddesindeki suça uyduğu ve 5237 sayılı TCK hükümlerinin sanıklar yararına olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
4-03.03.2004 tarihli eylem yönünden; 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Kanunun 9/3.maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, 5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1.
maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; suça sürüklenen çocuk S.. T.. ve sanıklar E.. K.. ile K.. T..’in suç tarihi olan 03.03.2004 gecesi saat 02:30 sıralarında yanlarında temyiz dışı sanık E.. B.. olduğu halde müştekinin muhkem olduğu belirlenen PVC doğrama kapı kilidini zorlamak suretiyle işyerine girmeleri şeklinde gerçekleşen eylemlerinin 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 62, 522. ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, 116/4, 119/1-c, 151/1. maddelerindeki hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçuna uyduğu ve müştekinin şikayetinden vazgeçtiği gözetilerek her iki yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, sanıklar Erkan ve Kamil’in eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/2-d, suça sürüklenen çocuk Serkan’ın eyleminin aynı Kanunun 142/2-d ve 31/3. maddelerindeki suça uyduğu ve 5237 sayılı TCK hükümlerinin suça sürüklenen çocuk ve sanıklar yararına olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş,suça sürüklenen çocuk S.. T.. ile sanıklar K.. T.. ve E.. K..’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilmesine, 03/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.