Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/32721 E. 2014/29710 K. 10.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/32721
KARAR NO : 2014/29710
KARAR TARİHİ : 10.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I- Sanıklar … ve … hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanıklar … ve …’ün işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu birlikte işlediklerinin anlaşılması karşısında, adı geçen sanıklara verilen cezada TCK’nın 119/1-c maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
II- Sanık … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14/12/2010 tarihli, 2010/11-205 E. ve 2010/258 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, istem halinde TCK.nun 52/4. madde-fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi zorunlu olup somut olayda sanık veya müdafiinin sözkonusu maddenin uygulanması için istemleri bulunmadığı, ayrıca 5275 sayılı kanunun 106/6. madde-fıkrasında yer alan “hükümde, adlî para cezası takside bağlanmamış ise, bir aylık süre içinde adlî para cezasının üçte birini ödeyen hükümlünün isteği üzerine geri kalan kısmının birer ay ara ile iki eşit taksitte ödenmesine izin verilir ” biçimindeki düzenleme nazara alındığından tebliğnamedeki bozma düşüncesi benimsenmemiştir.
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanık …’e atılı suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu için 5237 sayılı TCK’nın 165/1. maddesinin suç tarihinde yürürlükte bulunan şekli ile altı aydan üç yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası yaptırımlarının, her ikisinin de birlikte öngörüldüğü, kanunda hapisle birlikte öngörülen adli para cezasının gün sayısının alt sınırının gösterilmediği hallerde aynı Kanunun 52/1. maddesi gereğince alt sınırın beş gün olduğu; somut olayda adı geçen sanık hakkında yüklenen suçtan dolayı temel hapis cezasının kanun maddesinde gösterilen alt sınırdan belirlendiği halde, adli para cezasının, gün sayısının 5 gün yerine, 360 gün olarak belirlenmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 165/1 ve 52/1. maddelerine açıkça aykırı davranılması sonucu, fazla adli para cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince istem gibi BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, 5237 sayılı TCK’nın 165/1. maddesi uyarınca hükmolunan temel adli para cezasının 5 gün ve aynı Kanun’un 52/2. maddesi uyarınca mahkemenin takdiri gözetilerek bir gün karşılığı 20 TL kabul edilerek sonuç adli para cezasının 100 TL olarak belirlenmesine, ayrıca sanığa adli para cezalarının ödenmemesi halinde 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi gereğince infaz aşamasında hapse (hapis cezasının da kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya) çevrileceğinin ihtar edilmesine karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III- Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
14/04/2011 tarih ve 27905 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13. maddesi uyarınca Yargıtay Ceza Dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 40 lira harç alınması hükme bağlanmış ve anılan kanun maddesi Anayasa Mahkemesinin 20/10/2011 tarih ve 2011/54-142 sayılı kararı ile iptal edilerek, iptal hükmünün kararın Resmi Gazetede yayımlandığı 28/12/2011 tarihinden başlayarak altı ay sonra (29/06/2012) tarihinde yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün gerekçesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Adil Yargılanma Hakkı kapsamında değerlendirdiği, mahkemeye erişim hakkının engellenmemesi bağlamında belirlediği kriterlerden birisi olan, “ödeme gücü olmayanlar bakımından etkili adli yardım sisteminin olması” koşulunun ülkemizde yeterince bulunmamasına dayandırdığı gözetildiğinde, anılan hususun Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihe bakılmaksızın temel haklarla ilgili Uluslararası Sözleşmeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları dikkate alınarak iç hukukta uygulanması gerektiği gözetilerek ihtar yapılmasına rağmen temyiz harcı yatırmayan sanık …’in temyiz talebi kabul edilerek yapılan incelemede;
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1- Sanıklar hakkında temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi karşısında, suçu gece işlediklerinden bahisle artırım yapılırken, 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesi uyarınca ceza en fazla üçte bire kadar artırılabilir olmakla birlikte, sanıkların cezalarının anılan madde uyarınca üst had olan 1/3 oranında arttırılmasına karar verilirken yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanık …’in tekerrüre esas alınan mahkumiyet kararındaki adli para cezasının miktarı itibariyle kesin olduğu ve 1412 sayılı CMUK’nın 305/2. maddesi gereğince tekerrüre esas olmayacağı gözetilmeden 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi gereğince adı geçen sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10/12/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.