YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/1304
KARAR NO : 2014/7583
KARAR TARİHİ : 19.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, Mala zarar verme, İşyeri dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I-) hakkında hırsızlık, mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik müdafii tarafından yapılan temyiz isteminin incelenmesinde;
Ceza muhakemesinde çocuğun savunmasını yapan Avukat …’e 12.10.2012 tarihinde tebliğ edilen kararın, adı geçen avukat tarafından 1412 Sayılı CMUK’nın 310.maddesinde belirtilen yasal bir haftalık süreden sonra 23.10.2012 tarihinde temyiz edildiğinin anlaşılması karşısında, süresi içinde temyiz dilekçesini vermeyen müdafiinin temyiz isteminin aynı Kanun’un 317.maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II-)Katılan … ve yakınan…’e karşı işlenen işyeri dokunulmazlığının ihlâli suçu kapsamında hakkında kurulan hükümlere yönelik Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin incelenmesinde;
Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin, katılan … ve yakınan…e karşı işlenmiş olan işyeri dokunulmazlığının ihlâli suçu kapsamında kurulan hükümlere yönelik olduğu, hırsızlık ve mala zarar verme suçlarıyla ilgili bir temyiz isteminin olmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-) 09.07.2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5918 sayılı Kanun’un 8.maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 253/3.maddesinde yapılan değişiklik uyarınca uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uzlaşma hükümlerinin uygulanmayacağı, ancak bu tarihten önce hırsızlıkla birlikte işlenen konut/işyeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun uzlaşma hükümleri kapsamında kaldığı, yakınan …’in 13.06.2007 tarihli duruşmada “şikayetçi olmadığını, uzlaştığını, tazminat talebinin bulunmadığını” beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, yakınanın mahkeme huzurundaki bu beyanı ile uzlaşmanın gerçekleştiği gözetilerek, yakınan…’e karşı işlenen suç bakımından 5271 sayılı CMK’nın 254/2 ve 223/8.maddeleri uyarınca davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-)Açıklanması geri bırakılan hükmün, açıklanması için 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesinin 1.fıkrası uyarınca duruşma açılarak ve oluşan yeni durum karşısında, duruşma açıldığından ve yargılamaya devam olunduğundan sanık ile varsa katılan haberdar edilip, hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğinin ya da denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yasal ve geçerli bir mazereti bulunmadığı halde yerine getirmediğinin yapılan duruşma sonunda tespiti halinde, 5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesinin 11.fıkrası gereğince hüküm ilk şekliyle açıklanır. Bu iki halin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir. Bu iki koşuldan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle 5560 sayılı Yasanın 23. maddesi ile CMK’nın 231. maddesine eklenen 7. fıkra gereğince uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere, önceki hükümde bir değişiklik yapılamayacaktır. Açıklanan bu hükümdeki hukuka aykırılıklar ise temyiz ya da kanun yararına bozma yoluyla Yargıtay’ca yapılacak inceleme sonucunda giderilebilecektir.
Ancak; hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği halde yalnızca kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirememiş olabilir. Bu durumda ise mahkeme; hükmün açıklanması amacıyla yapılan duruşma sonucunda denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın, söz konusu yükümlülüğü yerine getirememe nedeniyle ilgili durumunu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine, ya da koşulların varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir. Ancak hiçbir durumda mahkemece, sübut ve nitelendirmeye ilişkin önceki uygulamadan farklı bir uygulama yapılması olanaklı değildir.
Yapılan açıklamalar gözetilerek somut olay değerlendirildiğinde; denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan hakkındaki geri bırakılan hükmün aynen açıklanması, yasal zorunluluk nedeniyle de kısa süreli hapis cezalarının seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerekirken, önceki hükümde 5237 sayılı TCK’nın 116/4, 31/3. ve 62. maddeleri uygulanarak 6 ay 20 gün hapis cezasına hükmolunduğu halde, açıklanan şimdiki hükümde TCK’nın 62.maddesi uygulanmayıp 8 ay hapis cezasına hükmolunması suretiyle CMK’nın 231/11.maddesine aykırı davranılması,
3-)5237 sayılı TCK’nın 50/3.maddesi uyarınca daha önce hapis cezasına mahkûm edilmeyen ve fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış bulunan hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlâli suçu kapsamında hükmolunan kısa süreli hapis cezalarının aynı maddenin 1.fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunun gözetilmemesi,
4-)5237 sayılı TCK’nın 53/4.maddesi uyarınca fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında aynı maddenin birinci fıkra hükmünün uygulanamayacağının düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.