YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/17160
KARAR NO : 2015/22007
KARAR TARİHİ : 30.11.2015
Tebliğname No : 2 – 2013/90702
MAHKEMESİ : Mersin 9. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 21/11/2012
NUMARASI : 2011/349 (E) ve 2012/1241 (K)
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Anayasa Mahkemesi’nin 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının aynı maddenin infazı aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- 5237 sayılı TCK’nın 6. maddesinin (e) bendinde gece vaktinin, güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman dilimi olarak tanımlandığı, tanık aşamalarda alınan beyanlarında sanıkların saat 20.00 sıralarında suça konu eşyaları götürdüklerini beyan ettiği, UYAP’tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre 28/03/2011 tarihinde başlayan yaz saati uygulaması da dikkate alındığında, suç tarihinde güneşin batış saatinin 19:55 olduğu, gece vaktinin 20:55’te başladığının anlaşılması karşısında, hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarının sanık lehine gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarının gece vakti işlendiğine ilişkin kanıtlar denetime olanak verecek biçimde karar yerinde gösterilip tartışılmadan, hırsızlık suçundan hükmolunan cezanın 5237 sayılı TCK’nın 143/1. maddesiyle artırılması ve konut dokunulmazlığının ihlali suçundan aynı Kanun’un 116/1. maddesi yerine 116/4. maddesinin uygulanması,
2- Mala zarar verme suçunun, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşacağı, dosya kapsamına göre söz konusu evin sanıkların mülkiyetinde olduğu, bu nedenle evin giriş kapısına verilen zararın mala zarar verme suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden ve mala zarar verme suçunun ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin kanıtlar denetime olanak verecek biçimde karar yerinde gösterilip tartışılmadan yazılı şekilde sanık hakkında mala zarar verme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
3- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas- 2009/13 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde, mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde katılanların yüklenen konut dokunulmazlığının ihlali suçu sebebiyle uğradığı bir zarar bulunmadığı ve adli sicil kaydındaki ilamların silinme koşulları oluşması nedeniyle engel sabıkası bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi ve Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde takdirin gerekçelerinin kararda gösterilmesi gerekirken, “müştekinin zararını karşılamamış olması nedeniyle” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4- Mahkum olan sanıklara sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinin ayrı ayrı yükletilmesi gerekirken 79,70 TL yargılama giderinin, tahsil şekli gösterilmeden yazılı şekilde sanıklara yüklenmesine karar verilmesi,
Kabule göre de;
İddianame ile sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinin uygulanması talebiyle kamu davası açılması karşısında, eylemin gece vakti işlendiğinden bahisle, sanık hakkında aynı Kanun’un 143/1. maddesinin uygulanabilmesi için, ek savunma hakkı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılarak yazılı şekilde 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesi uyarınca cezanın arttırılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 30/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.