Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2014/19671 E. 2014/27394 K. 19.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/19671
KARAR NO : 2014/27394
KARAR TARİHİ : 19.11.2014

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I-)Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. maddede, bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından verilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adli para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamayacağının belirtildiği, hüküm tarihine göre çocuk hakkında mala zarar verme suçundan hükmolunan cezanın miktarı ve türü dikkate alındığında, söz konusu hükmün temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II-)Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Açıklanması geri bırakılan hükmün, açıklanması için 5271 sayılı CMK’nin 231.maddesinin 1. fıkrası uyarınca duruşma açılarak ve oluşan yeni durum karşısında, duruşma açıldığından ve yargılamaya devam olunduğundan sanık ile varsa katılan haberdar edilip, hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğinin ya da denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yasal ve geçerli bir mazereti bulunmadığı halde yerine getirmediğinin yapılan duruşma sonunda tespiti halinde, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin 11. fıkrası gereğince hüküm ilk şekliyle açıklanır. Bu iki halin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir. Bu iki koşuldan birine
aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle 5560 sayılı Yasa’nın 23. maddesi ile CMK’nin 231. maddesine eklenen 7. fıkra gereğince uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere, önceki hükümde bir değişiklik yapılamayacaktır. Açıklanan bu hükümdeki hukuka aykırılıklar ise temyiz ya da kanun yararına bozma yoluyla Yargıtay’ca yapılacak inceleme sonucunda giderilebilecektir.
Ancak; hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği halde yalnızca kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirememiş olabilir. Bu durumda ise mahkeme; hükmün açıklanması amacıyla yapılan duruşma sonucunda denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın, söz konusu yükümlülüğü yerine getirememe nedeniyle ilgili durumunu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine, ya da koşulların varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir. Ancak hiçbir durumda mahkemece, sübut ve nitelendirmeye ilişkin önceki uygulamadan farklı bir uygulama yapılması olanaklı değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkındaki geri bırakılan hükmün aynen açıklanması gerekirken, önceki hükümde 5237 sayılı TCK’nin 142/1-b. maddesi uyarınca 2 yıl olarak belirlenen temel cezada, aynı Kanun’un 143.maddesi uyarınca 1/6 oranında artırım yapılarak 2 yıl 4 ay hapis cezası, devamında da TCK’nin 31/2, 62.maddeleri uygulanarak 11 ay 20 gün hapis cezasının belirlendiği, hapis cezasının para cezasına çevrilmesi sonucunda belirlenen 7000 TL adli para cezasının birer ay ara ile eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verildiği,
Açıklanan şimdiki hükümde ise 5237 sayılı TCK’nin 142/1-b. maddesi uyarınca 2 yıl olarak belirlenen temel cezada, aynı Kanun’un 143.maddesi uyarınca 1/6 oranında artırım yapılırken 2 yıl 4 ay hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak 2 yıl 6 ay hapis cezası belirlenmiş ise de, daha sonra TCK’nın 31/2, 62.maddeleri uygulanarak sonuç hapis cezasının doğru bir şekilde 11 ay 20 gün olarak belirlendiği, hapis cezasının para cezasına çevrilmesi sonucunda 7000 TL adli para cezasının da doğru bir şekilde belirlendiği, adli para cezasının 24 eşit taksitte ödenmesine karar verildiği anlaşılmakla; TCK’nin
143. maddesinin uygulanması sırasında yapılan hesap hatasının, daha sonraki uygulamalarla düzeltilmiş olduğu ve taksit süresi ile ilgili olarak TCK’nin 52/4. maddesi uyarınca taksit süresinin iki yılı geçemeyeceği dikkate alındığında, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin 11. fıkrası hükmüne aykırı olarak önceki uygulamadan farklı bir uygulamalar yapılması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
6352 sayılı Kanun’un 100.maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 324. maddesinin 4. fıkrasına eklenen “Devlete ait yargılama giderlerinin 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir” şeklindeki hüküm dikkate alınmadan, toplam 13,30 TL yargılama giderinin suça sürüklenen çocuktan tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK’nin 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılık yeniden yargılanmayı gerektirmediğinden, aynı Yasa’nin 322. maddesi uyarınca hüküm fıkrasından yargılama giderleri ile ilgili kısmın çıkartılmasına, yerine “ toplam 13,30 TL olan yargılama giderinin inceleme tarihi itibariyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 106.maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan (20,00 TL’den) daha az olması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 324/4.maddesi gereğince Devlet Hazinesine yüklenmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.