YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/22157
KARAR NO : 2015/15516
KARAR TARİHİ : 15.09.2015
Tebliğname No : 6 – 2013/248665
MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 13/05/2013
NUMARASI : 2006/587 (E) ve 2013/160 (K)
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma, hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
O yer Cumhuriyet savcısının resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçundan kurulan hükme
yönelik temyiz itirazlarının suçun vasfına yönelik olduğu ve bu itibarla belirtilen suçtan kurulan hükmün temyizi kabil olduğu belirlenerek yapılan temyiz incelemesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Olay tutanağına, yakınanların anlatımlarına, savunmaya, oluşa ve kabule göre; suç tarihinde … camii
içerisinde namaz kılan yakınanların arkalarına bıraktıkları çantalarının içerisinden cep telefonları, kimlik kartları ve bir miktar paralarını çalan sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-a maddesindeki “ibadete ayrılmış yerlerde bulunan eşya hakkında hırsızlık” suçuna uyduğu gözetilmeden, aynı Yasa’nın 141/1 maddesindeki basit hırsızlık suçundan hüküm kurulması,
2- İşlediği hırsızlık suçundan dolayı kolluk görevlilerince yakalanması üzerine kendisini, teyzesinin kızı olduğunu söylediği V.. B..olarak tanıtıp, bu kimlik bilgileri ile yalan beyanda bulunmak suretiyle evrak tanzimine (26.09.2006 tarili olay tutanağı ve yüzleştirme tutanağı) sebep olan, ancak soruşturma aşamasında etkin pişmanlık göstererek kolluğa kendi isminin gerçekte B.. G.. olduğunu, annesinden korktuğu için V..’nin ismini kullandığını ifade eden sanığın eyleminin; gerçekte var olan kişinin kimlik bilgilerini kullanmış olması halinde Türk Ceza Kanununun 268/1 maddesi aracılığıyla 267/1. maddesi kapsamında (TCK’nın 269. maddesindeki etkin pişmanlık hükümleride değerlendirilmek suretiyle) düzenlenen iftira suçunu oluşturacağı, sanığın bildirdiği kimlik bilgilerinin gerçekte olmayan kişiye ait olduğunun anlaşılması halinde ise, anılan Kanun’un 206/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği gözetilerek, sanığın kullandığı “V… B..” adında birinin olup olmadığı araştırılarak nüfus kaydı da getirtilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturma ve inceleme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 15.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.