Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2014/35384 E. 2016/3899 K. 07.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/35384
KARAR NO : 2016/3899
KARAR TARİHİ : 07.03.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nın 42. maddesinin 1. fıkrasında, “süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hale getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir” şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün temyizi aşamasında ileri sürülen eski hale getirme istemi hakkında dairemizce karar verilmesi gerekip, öncelikle eski hale getirme istemi hakkında karar verilmesi gerektiğinden, mahkemenin temyiz isteminin reddine dair 11/07/2013 günlü ek kararının hukuken geçersiz olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesinde, kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğin, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılacağı düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 20. maddesinde; “13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir.” yine Tebligat Kanun’un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 29. maddesinde ” 21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar.” hükümlerine yer verilmiştir. Somut olayda, sanık …’in yokluğunda verilen hükmün sanığın bilinen son adresine tebliğe çıkartıldığı ve 01/02/2013 tarihinde “aynı konutta oturan annesi …. imzasına tebliğ” şerhi ile tebliğ edildiği ancak muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığının tebliğ evrakı üzerinde belirtilmediği, bu nedenle yapılan tebliğ işleminin geçersiz olduğu; yine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesinde; “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” hükmüne yer verildiği, aynı Kanun’un 35. maddesine göre tebliğ yapılabilmesi için bir diğer şartın da adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin tespit edilememesi olduğu, ancak UYAP üzerinden yapılan adres araştırmasında, sanığın 11/04/2012 tarihi itibariyle mernis adresinin bulunduğu, bu nedenle sanığa aynı Kanun’un 35. maddesine göre tebligat yapılamayacağı ve 23/02/2013 tarihinde yapılan tebliğ işleminin de geçersiz olduğu ve sanığın öğrenmeyle verdiği 02/07/2013 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
UYAP üzerinden yapılan incelemede, sanık hakkında aynı müştekiye karşı aynı eylem nedeniyle … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11/03/2011 tarih ve 2011/2829 nolu iddianamesi ile kamu davasının açıldığı, açılan dava sonucunda … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16/11/2011 tarih, 2011/285 E ve 2011/1229 K sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği, dosyanın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin 17/12/2014 tarih ve 2012/14655 E -2014/35956 K sayılı kararı ile de hükmün onanmasına karar verildiği anlaşılmakla; ilgili dava dosyası mahkemesinden getirtilip incelenerek, sanık hakkında mükerrer dava açıldığının kesin olarak tespit edilmesi halinde, 5271 sayılı CMK’nın 223/7. maddesi uyarınca bu davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 07/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.