YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10209
KARAR NO : 2015/11053
KARAR TARİHİ : 28.05.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/134062
Hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuk E.. Ö..’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143/3, 35, 31/2 ve 62. maddeleri uyarınca 2 ay 20 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair İSTANBUL 2. Çocuk Mahkemesinin 25/11/2014 tarihli ve 2013/194 esas, 2014/606 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 10.04.2015 gün ve 2015-8213/25863 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.04.2015 gün ve 2015/134062 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3 maddesindeki “daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış olanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” şeklindeki hüküm karşısında üzerine atılı suçu işlediği sırada on sekiz yaşından küçük olan ve daha önce işlediği başka bir suçtan mahkûmiyeti bulunmayan suça sürüklenen çocuk E.. Ö..’ın 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildikten sonra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/1 maddesindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmemesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Ayrıntılar Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/03/2008 gün 2008/9-7 E, 2008/56 K ve 20/03/2012 gün ve 2011/235 Esas 2012/110 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, “kendisine zorunlu müdafi atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu müdafiye yapılan tefhim veya tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmaz. Bu durumda zorunlu müdafi sanığın lehine gibi görünen bazı işlemler yapmış olsa; örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi, hükmün sanığın kendisine de tebliğ edilmesi ve sanık tarafından temyiz dilekçesinin verilmesi halinde, temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiğinin” anlaşılması karşısında;
5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuğun zorunlu olarak atanan müdafii Av. D.. M.. Ç..’in yüzüne karşı suça sürüklenen çocuğun yokluğunda verilen hükmün, suça sürüklenen çocuğun zorunlu olarak atanan müdafiiden haberdar olmaması nedeniyle kendisine tebliğ edilmesi gerektiği halde, tebliğ edildiğine dair dosyada bir belgeye rastlanmadığından, hükmün usulen kesinleşmediği belirlenmekle, kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, gerekçeli karar suça sürüklenen çocuğa tebliğ edildikten ve karar kesinleştikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, henüz kesinleşmemiş olan karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 28/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.