Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2015/10286 E. 2015/13245 K. 25.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10286
KARAR NO : 2015/13245
KARAR TARİHİ : 25.06.2015

Tebliğname No : KYB – 2014/401276

Elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan sanık Y.. A..’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-f. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51/2 maddesi uyarınca katılan kurumun zararının tamamen giderilmesi şartı ile cezanın ertelenmesine dair Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/10/2009 tarihli ve 2007/767 esas, 2009/6^3 sayılı kararını müteakip, karar tarihinden sonra 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 82. maddesi ile elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçunun karşılıksız yararlanma suçuna dönüştüğünden bahisle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca lehe hükümlerin uygulanmasının talep edilmesi üzerine dosya üzerinden yapılan uyarlama sonucunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3. maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair aynı Mahkemenin 05/07/2012 tarihli ve 2007/767 esas, 2009/683 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 02/12/2014 gün ve 2014/21799-72488 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/12/2014 gün ve 2014/401276 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddeleri uyarınca, yeni kanununun sanık lehine hükümler getirip getirmediği ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi bakımından, temel ceza maddesi yanında kanuni ve taktiri artırım ve indirim maddelerinin uygulanmasında hakimin taktir hakkını kullanarak karar vermesini gerektiren durumlar ile hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik getirecek bir hususta öncelikle incelemenin duruşmalı olarak yapılması gerektiği gözetilmeksizin evrak üzerenden karar verilmesinde,
2-6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla işlenen Suçlara ilişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 2/2. maddesinde “Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun ve doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi dolayısıyla bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hakkında hırsızlık suçundan dolayı kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin, bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay

içinde, zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz, verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında sanığın anılan Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde zararı tamamen giderip gidermediğinin araştırılmaksızın Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih olan 05/07/2012 tarihinde karar verilmesinde,isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5252 sayılı Kanun’un 9/1. maddesi, 1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı TCK’nın lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.12.2005 gün ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi ve hüküm tarihinde, 02.07.2012 tarihinde kabul edilip 28344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkrası hükümleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, “yapılan değişiklikle amaçlananın bu kapsam dahilindeki suçlar bakımından kurum zararının ödenmesi halinde, olayın sanık ya da sanıkları hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi” olduğu değerlendirilip, anılan Kanun’un geçici 2. maddesi gereğince; öncelikle, sanığın zararı giderip gidermediği araştırılıp, ödenmediğinin tespiti halinde de sanığa “süresi içinde doğan zararı giderdiği takdirde hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verileceği” hususunda bildirimde bulunularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininin gerekli olduğu, somut olayda ise bildirimde bulunulmadan ve 6 aylık yasal süre beklenmeden, sanığın hukuki durumu değerlendirilerek, yazılı şekilde karar verilmesi nedenleriyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (Bakırköy) 10 Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 05/07/2012 gün ve 2007/767E, 2009/683K sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 25/06/2015 günü oybirliğiyle karar verildi.