YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11468
KARAR NO : 2017/11491
KARAR TARİHİ : 08.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tekerrüre esas alınan kararda birinci kez tekerrür hükümleri uygulandığından, sanığın ikinci kez mükerrir sayılması gerektiği gözetilmeyerek mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının ve hüküm tarihine kadar yapılan yargılama gideri toplamı, CMK’nın 324/4 maddesinde atıfta bulunulan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20 TL’den az olduğu halde yargılama giderinin sanıktan tahsiline karar verilmiş ise de, hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında olması nedeniyle hükmün kesinleştiği tarihte sanıktan tahsili gereken yargılama giderinin yukarda açıklanan terkin edilmesi gereken miktardan az olması halinde Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- 15.12.2013 tarihli tutanak içeriğine göre; sanığın İnönü caddesi no: 227/A’da faaliyet gösteren Kipa Ekspress mağazasından hırsızlık yaptıktan sonra, İnönü caddesi no: 213 önünde devriye görevi ifa eden kolluk görevlilerince şüpheli görülmesi üzerine durdurulduğu ve suça konu malzemelerin montunun cebinde şişkinlik görülmesi üzerine ele geçirildiği olayda, devriye görevi ifa eden kolluk görevlilerince olayın gerçekleştiği yerden farklı bir yerde kesintisiz takip olmaksızın yakalanan sanığın eyleminin tamamlandığı gözetilmeden yazılı şekilde teşebbüs hükümlerinin uygulanması,
2- TCK’nın 145 maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de gözetilerek, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar alması halinde ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebilecek ölçüde düşük değerlerin esas alınması suretiyle, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği dikkate alınarak, somut olayda; müştekinin işlettiği marketten toplam 5,80 TL değerinde iki adet Ülker marka çikolatayı montunun cebine koyup ödeme yapmadan marketten çıktıktan hemen sonra yakalanan ve bu arada aldığı 1 biranın parasını da ödeyen sanık hakkında hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle sanık hakkında TCK’nın 145. maddesinin uygulanma olanağının tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 08/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.