Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2015/12073 E. 2018/4009 K. 05.04.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/12073
KARAR NO : 2018/4009
KARAR TARİHİ : 05.04.2018

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Suça sürüklenen çocuk hakkında iş yeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuğun eylemlerine uyan TCK’nın 116/2-4, 151/1 ve 31/2 maddelerinde öngörülen cezanın üst sınırına göre TCK’nın 66/1-e, 66/2 maddeleri uyarınca hesaplanan 4 yıllık zamanaşımının, 13.03.2014 olan karar tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafii ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle kısmen istem gibi BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
2-Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarına gelince;
Oluşa, dosya kapsamına ve 07.05.2012 tarihli yakalama ve teslim tutanağına göre; haber merkezinin saat 06.00 sıralarında şikayetçinin iş yerinde hırsızlık olayının gerçekleştiğinin anonsu üzerine ekiplerce işyerine gidildiği, işyeri kamerası incelendiğinde görüntülerdeki şahsın, ekiplerin anons öncesi işyerinin bulunduğu mahalle ara sokaklarında gördükleri şahıs olduğunun anlaşıldığı,bu çevrede ivedi olarak yapılan çalışmada eşgali kamera görüntülerinden izlenen şahsın aynı mahallede yakalandığı ve yapılan üst aramasında 130,15 TL olduğunun tespit edildiği, suça sürüklenen çocuğun rızai bir iadesinin olmadığınının anlaşılması karşısında; mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki 3 no’lu bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
a-Fiili işlediği tarihte 12 yaşını doldurup, 15 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçlarından 5237 sayılı TCK’nın 31/2. maddesi yerine, aynı Kanun’un 31/3. maddesi gereğince indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
b-Hırsızlık suçu ile ilgili olarak; suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamayacağının değerlendirilmesi açısından, suç tarihinde 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1. ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/2. maddesi gereğince zorunlu olan sosyal inceleme raporu alınması gerektiği ve aynı Kanunu’un 35/3. maddesine göre de sosyal inceleme yaptırılmadığı halde de bunun gerekçesinin gösterilmesi gerektiği, karar gerekçesinde “ suça sürüklenen çocuğun yapılan kimlik tespitine göre sosyal ve ekonomik durumu ve mahkemede gözlenen haline göre işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek ve bu fiile ilgili davranışlarını yönlendirebilecek durumda olduğu” yönündeki gözlem belirtilmişse de; suça sürüklenen çocuğun yaşadığı çevre gözlemlenmeden duruşmadaki davranışlarına göre değerlendirme yapılması ile yetinilerek eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında; 5395 sayılı Kanun’un 35/1. maddesi uyarınca sosyal inceleme raporu aldırılmadan eksik kovuşturma ile hüküm kurulması,
c-5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi kapsamında ceza tayini hakimin takdir ve değerlendirme yetkisinde ise de; bu yetkinin kullanılmasında adalet ve nesafet kurallarına bağlı kalınması, cezanın belirlenmesi sırasında dayanılan gerekçenin; suçun işleniş şekli, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önem ve değeri, oluşan zarar ve tehlikenin ağırlığı, kanuna aykırılığın derecesi gibi hususların, yargılama konusu eylemin niteliği ve dosya içeriğine uygun olarak irdelenip denetime olanak verecek biçimde karar yerinde gösterilmesi gerekmektedir. Somut olayda, adli sicil kaydından hapis cezasından mahkumiyeti bulunmayan suça sürüklenen çocuk …’nın şikayetçinin iş yerine penceresini zorlayarak girerek yazar kasa içinde bulunan 140 TL’yi çalması şeklinde gerçekleşen eyleminde, somut olayda “suçun işleniş şekli ve önemi ve değeri, işlenen suç nedeniyle ile mağdurun ve kamunun uğradığı zarar, suçun işenmesi nedeniyle meydana gelen tehlikenin ağırlığı ,suça sürüklenen çocuğun suç işlemek konusundaki kararlılığı” gerekçe gösterilmiş ise de, suça konu paranın miktarının 140 TL olduğu ve bu miktarın satın alma gücüne göre çok yüksek olmadığı gözönüne alındığında, 5237 sayılı Yasa’nın 3/1. madde-fıkrasında yer alan orantılılık ilkesi gözetilmeden suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan en üst sınırdan ceza tayin edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı kısmen istem gibi BOZULMASINA, 05/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.