YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/15349
KARAR NO : 2015/15658
KARAR TARİHİ : 16.09.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/183125
Hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından sanık C.. Y..’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143/1, 116/4, 119/1-c, 62. (iki defa) maddeleri uyarınca 1 yıl 9 ay 20 gün hapis ve 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un
51. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine dair SALİHLİ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2008 tarihli ve 2007/388 esas, 2008/556 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 11.05.2015 gün ve 2014/9322-29983 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2015 gün ve 2015/183125 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 01/10/2014 tarihli ve 2012/2426 esas, 2014/16727 sayılı ilamında da belirtildiği üzere;
1-Sanık hakkında kurulan hırsızlık suçuna yönelik olarak; Etkin pişmanlığa ilişkin TCK’nun 168. maddesinin uygulama alanında bulunan hırsızlık suçlarında, zararın tazmin suretiyle giderilmesi koşuluna bağlı olarak cezanın ertelenemeyeceği gibi ayrıca somut
olayda maddi zararın miktarı tespit edilmeden infazda duraksamaya neden olabilecek şekilde uygulama yapılmasında,
2-Sanık hakkında kurulan işyeri dokunulmazlığını bozma suçuna yönelik olarak; Gece vakti, işyerinin kilidini kırarak hırsızlık yapmaya kalkışan sanıkların işyerine girmelerinin, 5237 sayılı TCK’nun 116/2-4 ve 119/1-c maddelerinde tanımlanan işyeri dokunulmazlığını bozmak suçu yönünden “müstakil bir zarar” yaratmadığı, işyeri dokunulmazlığını bozmak suçundan uygulama yapılırken, “müştekinin zararlarını giderdikleri takdirde cezalarının ertelenmesine karar verildiğinden, sanıkların müştekinin zararını gidermedikleri anlaşıldığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmeyerek ”denilmek suretiyle, somut olay ile örtüşmeyen ve “takdire” dayanılırken de 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinde yer alan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinde, sanıklar yönünden yasanın öngördüğü objektif ve sübjektif koşullar değerlendirilmeden ve somut olayda anılan suç yönünden “müstakil bir zarar” olmamasına karşın zararın giderilme koşuluna bağlı olarak cezanın ertelendiği gibi cezaların bireyselleştirilmesine yönelik kabul edilen ölçütlerle de çelişir şekilde, 5271 sayılı CMK’nun 231/5-14.madde ve fıkralarının uygulanmamasına karar verilmesinde,
3-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların yargılama giderlerinden sebebiyet verdikleri oranda ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiğinin gözetilmemesinde isabet
görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Salihli Devlet Hastanesinin 30.06.2005 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda sanık hakkında “mental retardasyon” tanısı ile vasi tayini gerektiği bildirilip, bu doğrultuda SALİHLİ Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.07.2005 gün ve 2005/842-893 sayılı kararı ile vasi
atandığı, soruşturma sırasında ise Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 04.03.2008 tarih ve 2599 sayılı Sağlık Kurulu Raporunda “sınır zeka potansiyeli” tanısıyla ceza ehliyetinin tam olduğunun bildirildiği belirlenmekle her iki rapor arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alınarak giderilmesi gerektiğinin gözetilmediği,
2-Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama alanında bulunun mala zarar verme suçundan hükmolunan hapis cezasının da, zararın giderilmesi koşuluyla ertelenmesine karar verildiği hususları da belirlenmiş olup, bu yönlerden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 16.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.