YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/17139
KARAR NO : 2016/1349
KARAR TARİHİ : 27.01.2016
Hırsızlık suçundan sanık …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1, 35/2, 50/1-a ve 62. maddeleri gereğince 1.500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair …… Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2012 tarihli ve 2012/252 esas, 2012/504 sayılı kararının infazı sırasında, 24/06/2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanıp yürürlüğe giren 5995 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile değişik 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 12/5. maddesindeki düzenleme nedeniyle lehe kanun uygulanması talebi üzerine, sanık hakkında 3213 sayılı Kanun’un 12/5. maddesi uyarınca idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına ilişkin aynı Mahkemenin 25/06/2013 tarihli ve 2013/275 esas, 2013/435 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 16.10.2015 gün ve 2015-20741/66710 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2015 gün ve 2015/350287 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, hükümlü hakkında verilen 13/12/2012 tarih ve 2012/252-504 sayılı kararın kesinleşmesi sonrasında, lehe kanun değerlendirmesini gerektirecek herhangi bir yasa değişikliği bulunmadığı halde suç ve hüküm tarihinden önce 24/06/2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanıp yürürlüğe giren 5995 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile değişik 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 12/5. maddesindeki düzenleme nedeniyle lehe kanun değerlendirilmesi yapılması istendiğinden bahisle, dosyanın yeniden ele alınarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık hakkında hırsızlık suçundan açılan davanın sonucunda …Asliye Ceza mahkemesinin 13.12.2012 tarih ve 2012/252-504 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 141/1, 35/2, 62 ve 50/1-a maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, karar tarihinde yürürlükte bulunan 27621 sayılı Resmî Gazete’de 24/06/2010 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5995 sayılı Maden Kanunu’nda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 6. maddesi ile değiştirilen 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 12/5. maddesinde yer alan “Ruhsatı olmadan veya başkasına ait ruhsat alanı içerisinde üretim yapıldığının tespiti halinde faaliyetler durdurularak üretilen madene mülki idare tarafından el konulur. Bu fiili isleyenlere, bu fıkra kapsamında üretilmiş olup el konulan ve el konulma imkanı ortadan kalkmış olan tüm madenin ocak başı satış bedelinin üç katı tutarında idari para cezası uygulanır. Ruhsat alanında ruhsat grubu dışında üretim yapıldığının tespiti halinde faaliyetler durdurularak üretilen madene mülkî idare amirliklerince el konulur. Bu fiili işleyen kişilere, bu fıkra kapsamında üretilmiş olup el konulan ve el konulma imkânı ortadan kalkmış olan tüm madenin, ocak başı satış bedelinin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır. El konulan madenler, mülki idare amirliklerince satılarak bedeli il özel idaresi hesabına aktarılır.” hükmü gereğince izinsiz olarak kömür ocağı açıp kömür çıkarılması eyleminin yaptırımının idari yaptırıma dönüştürüldüğü; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 13/1. maddesine göre “Kabahate teşebbüs cezalandırılmaz” hükmü karşısında ve 3213 sayılı Maden Kanunu’nda izinsiz kömür ocağı açılıp kömür çıkarmaya teşebbüs eyleminin cezalandırılacağına dair hükmün de bulunmaması nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nın 223/1-a maddesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verildiği hususu da belirlenmiş olup, bu yönden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığı’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na GÖNDERİLMESİNE, 27/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.