YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4753
KARAR NO : 2018/684
KARAR TARİHİ : 01.02.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hüküm tarihinde farklı yargı çevresinde bulunan Bandırma Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan tutuklu olduğu anlaşılan ve daha evvelden sorgusu yapılmış olan sanığın mahkemece 5271 sayılı CMK’nın 196/5. maddesine göre karar duruşmasına getirilmesine gerek görülmediğine zımnen karar verildiğinin kabulünün gerektiği ve 16,00 TL yargılama giderinin kamu üzerinde bırakılmasına karar verildiği anlaşıldığından tebliğnamedeki bu hususlardaki bozma düşüncelerine iştirak edilmemiş, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Şikayetçinin kolluktaki ifadesinde, Alsancak’ta bir mekana arkadaşları ile birlikte eğlenmek için gittiğini, mekandan çıktıktan sonra Alsancak sahilde çimler üzerinde oturduğunu ve cebinde bulunan cep telefonunu almak istediğinde cep telefonunun olmadığını fark ettiğini, ortamın kalabalık olmasından dolayı cep telefonunun ne şekilde ve nasıl alındığını fark etmediğini beyan ettiği, duruşmadaki ifadesinde ise eğlence mekanından çıktıktan sonra Kordon’da yürümeye başladığını bu sırada pantolonunun cebinde olan telefonunu almak istediğinde yerinde olmadığını fark ettiğini, karakola müracaat ederek “telefonum çalındı mı yoksa ben mi düşürdüm, bilmiyorum” dediğini beyan ettiği, sanığın ise duruşmadaki ifadesinde, olay günü duruşmada tanık olarak dinlenen … ile birlikte çimlerin üzerinde bir telefon bulduklarını belirttiğinin anlaşılması karşısında; sanığın hırsızlık suçunu işlediğine ilişkin savunmasının aksini gösterir mahkumiyete yeterli başka bir delil bulunmadığı anlaşılmakla birlikte sanığın eyleminin TCK’nın 160. maddesinde düzenlenen kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya hakkında tasarruf suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 142/2-b maddesi gereğince uygulama yapılması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek merci 5275 sayılı CGTİHK’nın 108. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıverilmeye ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nın 58/7. maddesi gereğince sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde sanık hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, 01/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.