YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/6960
KARAR NO : 2018/2699
KARAR TARİHİ : 14.03.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar sağlanmış olmalıdır.
Somut olayda; gündüz vakti, sanığın, yanında bulunan ve kimliği tespit edilemeyen bir bayan ile birlikte katılan …’nin evine gelerek, yanındaki bayanın Suriye’den geldiğini onun için para topladıklarını söylediğinin, katılan …’nin parasının olmadığını söylemesi üzerine, sende para olduğunu biliyorum, bana melekler bunu söylüyor, senin bir sıkıntın var, yakında felç olacaksın üzerinizde büyü var dediğinin, bir ip isteyip 6 parçaya ayırdığının, ipi … eline koyarak ipin bütün çıkması halinde tüm dualarının kabul olacağını söylediğinin ve ipin bütün çıktığının, … yanında bulunan kızı … ile gelini … birer adet yumurta istediğinin, bu arada salona geçen sanığın birşeyler okuduktan sonra katılan …’ı çağırıp sende bir kağıt var o kağıdı bulmamı istiyor musun dedikten sonra yumurtayı kırmasını istediğinin, kırılan yumurtadan muska çıktığının, katılan …’a eşin sana para bırakmış parayı getir dediğinin, … para yok ama altın var diyerek yakında bulunan evindeki kasadan 2 adet bilezik getirerek sanığa verdiğinin, sanığın … sendeki parayı da getir demesi üzerine … 100 Dolar getirerek sanığa verdiğinin, sanığın aldığı altın ve parayı bir bohçanın içerisine koyarak bohçayı kilitli bir yere koyması gerektiğini söylediğinin, bohçayı …. evindeki kasanın içerisine kilitleyerek ertesi gün gelip kasayı açacağını, muska yapanların resimlerini de yanında getireceğini söyleyerek yanındaki bayan ile evden uzaklaştıklarının, ertesi gün gelmemeleri üzerine katılanların kasayı açtıklarında içinde para ve bileziklerin olmadığını gördüklerinin anlaşılması karşısında, sanığın hileli söz ve ustaca davranışlarla dini duyguları istismar ettiği ve denetim olanağını önemli ölçüde azalttığı, katılanlardan haksız menfaat sağladığının anlaşılmakla, sanığın eyleminin bu niteliği itibariyle 5237 sayılı TCK’nın 158/1-a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekebileceği ve bu suçla ilgili davaya bakma ve delilleri değerlendirme görevinin ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 14/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.