YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9021
KARAR NO : 2018/4209
KARAR TARİHİ : 10.04.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında hırsızlık suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 5. fıkrasına göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, aynı maddenin 12. fıkrası uyarınca itiraza tabi olduğu, bu kararların temyizi mümkün olmadığı ve 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesine göre de Kanun yolunun ve merciin belirlenmesinde yanılma başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz dilekçesi itiraz niteliğinde kabul edilerek itirazın merciince incelenmesi için hükmün isteme uygun olarak incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2-Suça sürüklenen çocuk … hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarından eylemine uyan TCK’nın 151/1, 116/2, 119/1-c ve 31/2 maddelerinde öngörülen cezanın üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e ,2. ve 67/4 maddelerinde belirtilen 6 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, 20/03/2011 olan suç tarihi ile inceleme tarihi arasında dolmuş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk … hakkında mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarından açılan kamu davalarının, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
3-Suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk … hakkında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35.maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile TCK’nın 31.maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, bu yaş grubunda olan çocuklar hakkında sosyal inceleme raporu alınması için yasal bir zorunluluk bulunmadığından tebliğnamedeki bu hususa ilişkin bozma görüşü ile suçun gece vakti işlendiğine ilişkin delil bulunmadığından, suça sürüklenen çocuklar hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan TCK’nın 116/2. maddesi yerine 116/4. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin bozma düşüncesine iştirak olunmamış dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
a-Müşteki …”in işyerini saat 22.00’de kapatıp, ertesi gün saat 09.00’da açtığında hırsızlığı farkettiğini beyan etmesi ve UYAP’tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre suç tarihinde gece vaktinin saat 05.09’da sona erdiğinin anlaşılması karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği hırsızlık suçunun, suça sürüklenen çocuk … lehine gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden ve eylemin gece vakti işlendiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak verecek şekilde açıklanıp tartışılmadan suça sürüklenen çocuk … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
b-Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında, işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan verilen cezanın TCK’nın 119/1-c maddesi uyarınca artırılması gerektiğinin gözetilmemesi ,
c-MERNİS’ten alınan nüfus kaydına göre, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk … hakkında TCK’nın 31/3.maddesi yerine 31/2 maddesi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini,
d-Müşteki …’in 11.04.2013 tarihli celsede, çalınan eşyalarının sanıklar tarafından kendisine gönderildiğini, zararının bulunmadığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; müştekiden zararının tam olarak giderilip giderilmediği ve ne zaman giderildiği sorularak, hüküm verilmeden önce karşılanması ve iadenin tam olduğunun anlaşılması halinde TCK’nın 168/2. maddesi uyarınca indirim yapılması, iadenin kısmi olması durumunda ise kısmi iade nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızasının bulunup bulunmadığı müştekiden sorularak sonucuna göre, suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında mala zarar verme suçu ile ,suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde, TCK’nın 168. maddesinin uygulanma olanağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
e-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif koşullarından birisi de suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi olduğu ancak herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşulun aranmayacağı ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçunun zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı, adli sicil kaydına göre suça sürüklenen çocuk …’in hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel sabıkasının bulunmadığı gözetilmeden, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaat ile hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekirken, anılan maddenin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığı tartışılmadan yazılı biçimde karar verilmesi,
f-5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesinde daha önce hapis cezası ile mahkum olmayan 18 yaşını doldurmamış çocukların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrileceği belirtilmiş, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106/4. maddesinde “Çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza hapse çevrilemez, bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Her ne kadar 5237 sayılı TCK’nın 50/6. maddesinde seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde tedbire çevrilen kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verileceği belirtilmiş ise de, yukarıda açıklanan düzenlemeler karşısında 5237 sayılı TCK’nın 50/6. maddesinin çocuklar yönünden uygulanamayacağı, hükmolunan seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde diğer seçenek tedbirlerden birine veya adli para cezasına karar verilebileceği sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla kısa süreli hapis cezasından çevrilen seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceği ihtarı yapılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar … ve … müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozmadan sonra kurulacak hükümde, 1412 sayılı CMUK’nın 326/son. maddesinin gözetilmesine, 10/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.