Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2015/9192 E. 2017/12205 K. 22.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9192
KARAR NO : 2017/12205
KARAR TARİHİ : 22.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
O yer cumhuriyet savcısının temyiz isteminin suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik ve lehe olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
I- Av. …’ın suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuğun istinabe mahkemesinde 26/02/2014 tarihli duruşmada alınan ifadesinde, müdafi talebinin bulunmadığı gibi, 18 yaşını doldurmuş olması nedeniyle zorunlu müdafi atanmasının da gerekli olmadığı halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan önce kovuşturma sırasında zorunlu olarak atanan müdafi Av. …’ın yüzüne karşı tefhim edilen 18/04/2014 tarihli kararı, temyiz etmiş ise de, anılan müdafiinin suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerini temyize yetkisi bulunmadığı belirlenmekle; suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II- Mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
14/04/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31/03/2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3000 TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükmünün temyizi mümkün olmadığından suça sürüklenen çocuğun ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
III- Hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/543 Esas 2010/630 Karar sayı ve 13/10/2010 tarihli kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 21/10/2010 tarihinde kesinleşmesinden sonra denetim süresi içinde 01-02/06/2011 tarihinde yaralama suçunu işlediği, bu suçtan yargılanarak 12/11/2013 tarihinde 5237 sayılı TCK’nın 86/2, 86/3-e, 31/3. maddeleri gereğince cezalandırılmasına kesin olarak karar verildiği ve Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/543 Esas 2010/630 Karar sayı ve 13/10/2010 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının yeniden ele alınması için mahkemesine ihbarda bulunulduğunun anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içinde işlediği 5237 sayılı TCK’nın 86/2, 86/3-e maddesinde tanımlanan yaralama suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ile yeniden düzenlenen uzlaştırma hükümleri kapsamına alındığı nazara alınarak, yaralama suçu için uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, ancak UYAP’tan alınan adli sicil kaydına göre, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde 05/04/2011 tarihinde eziyet suçunu işlediği ve bu suçtan yargılanarak Karaman 1. Asliye Ceza Mahkemesince 27/12/2011 tarihinde 5237 sayılı TCK’nın 96/2-a maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 16/01/2014 tarihinde kesinleştiği gözetildiğinde bu ilam nedeniyle açıklanma koşullarının oluştuğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nın 31/2. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda işyeri dokunulmazlığını bozma suçu bakımından da uzman hekim raporu alınması gerektiği gözetilmeyerek sadece hırsızlık suçundan alınan rapor ile yetinilmesi,
2- Suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçların hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamayacağının değerlendirilmesi açısından, suç tarihinde 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1. ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 20/2. maddesi gereğince zorunlu olan sosyal inceleme raporu alınmadan ve aynı Kanun’un 35/3. maddesine göre de sosyal inceleme yaptırılmamasının gerekçesi gösterilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- İşyeri dokunulmazlığını bozma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında işyeri dokunulmazlığı bozma suçu yönünden 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- İddianamede, 5237 sayılı TCK’nın 32/1 maddesinin uygulanmasının talep edildiği, 31/2. maddesine ise yer verilmediği halde, ek savunma hakkı tanınmadan 32/1 maddesinin uygulanmaması, 31/2. maddesinin uygulanması suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 226.maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,
5- Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan ve fiili işlediği tarihte 18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan hükmolunan 11 ay 20 gün hapis cezası ile işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan hükmolunan 5 ay hapis cezasının, 5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesi gereğince, aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 22/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.