YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10832
KARAR NO : 2018/13871
KARAR TARİHİ : 21.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Sanık hakkında düzenlenen 25/08/2015 tarihli iddianamede eylemin teşebbüs aşamasında kaldığının belirtildiği, temyiz dışı suça sürüklenen çocuk … hakkında tanzim olunun 25/05/2015 tarihli iddianamede ise suça konu demir korkuluklardan 4 parça kestikleri, toplam 10 m. çaldıkları daha sonra okula giderek 1 adet 3 m’lik demir parçasını keserek arabaya koydukları sırada yakalandıkları bu nedenle eylemin tamamlandığının belirtildiği, müştekinin soruşturma aşamasındaki 18/04/2015 tarihli beyanında “4 parça demirin kesilmiş olduğu ve 1 parçanın bulunduğunu”, kovuşturma aşamasındaki 02/07/2015 günlü beyanında “demir korkuluğun yerinden sökülmek suretiyle çalındığını karakolda öğrendim, korkuluğun yaklaşık boyu 10 m. kadardır, sonrasında demir korkuluk polisler tarafından tarafımıza teslim edildi, yaşanan olay ile ilgili bir zararımız yoktur” dediği, 18/04/2014 tarihli tutanakta “ihbar üzerine olay yerine gidildiğinde at arabası üzerinde 1 adet 3 m.lik parmaklık demirinin bulunduğu, çevrede yapılan araştırmada olay anında elde edilen demir parmaklık parçasından başka demir parmaklık bulunamadığının” belirtilmesi karşısında; anılan beyan ve tespitlerden eylemin tamamlanıp tamamlanmadığı tam olarak anlaşılamadığından, müştekinin kolluk ifadesinde kesildiğini belirttiği 4 parça korkuluk demirinden 1 parçanın kendilerine teslim edildiği yönündeki beyanının suça konu korkuluk demirlerinin tamamını kapsayıp kapsamadığı, sanık tarafından suça konu korkuluk demirlerinden çalınıp taraflarına teslimi sağlanmayan herhangi bir parça bulunup bulunmadığı, demirlerin tamamı teslim edilmiş ise sanığın yakalanmasını müteakip derhal mi yoksa daha sonradan sanıktan ele geçirilmesini müteakip mi teslim edildiği sorularak sonucuna göre sanık hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanması ve suç tarihi itibariyle sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h maddesine uyan suçu oluşturduğunun gözetilmemesi,
Kabule göre de;
2-İddianamede, sanık hakkında TCK’nın 35. maddesinin uygulanması talep edildiği halde, sanığa anılan maddenin uygulanmaması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmeden, lehine olan bu madde uygulanmaksızın, mahkûmiyet kararı verilerek CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılması,
3-TCK’nın 142/1-a, 145. maddeleri uyarınca belirlenen 1 yıl 6 ay hapis cezasından, aynı Kanun’un 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken, 1 yıl 3 ay hapis cezası yerine, hesap hatası sonucu 1 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine 21/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.