Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2016/10837 E. 2016/17451 K. 21.12.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10837
KARAR NO : 2016/17451
KARAR TARİHİ : 21.12.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm bölümünde sanık hakkında TCK’nın 163/3, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedildikten sonra, sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına karar verildiği halde, hükmün devamında bu kez “Sanığa verilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı ceza ertelenmiş olduğundan 5237 sayılı TCK’nın 53/4 maddesi uyarınca 53/1. madde ve fıkralarının takdiren uygulanmasına yer olmadığına” şeklinde karar verilerek çelişkiye yol açılmış ise de, TCK’nın 53. maddesinde düzenlenen güvenlik tedbirlerinin, kişinin kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olduğu gibi, sanık hakkında tayin edilen cezanın ertelendiği, ancak uzun süreli olduğu dikkate alındığında, aynı Kanun maddesinin 3. fıkrasında “Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile birlikte değerlendirildiğinde, (c) bendindeki hak yoksunluğunun koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından uygulanmayacağının gözetilmemesi de, TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak, bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
02.07.2012 tarihinde kabul edilip 28344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkrası hükümleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, “yapılan değişiklikle
amaçlananın bu kapsam dahilindeki suçlar bakımından kurum zararının ödenmesi halinde, olayın sanık ya da sanıkları hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi” olduğu dikkate alınarak, katılan kurum tarafından kaçak kullanım bedellerinin 28.927,27 TL ve 14.463,65 TL olarak bildirildiği halde, dosya içerisindeki bilirkişi raporu ile kurumun gerçek zararının, vergisiz ve cezasız olarak normal tarifeye göre 9.581,1 TL ve 6.032,9 TL olarak hesaplandığının anlaşılması karşısında; sanığa “şikayetçi kurumun bilirkişi tarafından hesaplanan zararını gidermesi durumunda 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine” ilişkin usulüne uygun olarak bildirimde bulunulduktan sonra yasal sürenin geçmesi nedeni ile sanığa makul bir süre de tanınıp bu süre beklenilerek, sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 21.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.