YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/15574
KARAR NO : 2017/3313
KARAR TARİHİ : 22.03.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Sanığın temyiz dilekçesine eklediği belgelerden ve UYAP üzerinden yapılan incelemede, aynı tutanak nedeniyle başka bir dava daha açılıp Büyükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2013 gün ve 2012/1197 E., 2013/172 K. sayılı kararı ile mahkûmiyete karar verildiği, temyiz edilmesi nedeniyle 13. Ceza Dairesinin 28.01.2015 tarih ve 2013/22329 E., 2015/2174 K. sayılı ilamı ile sanığa kurum zararının giderilmesi hususunda bildirimde bulunulması gerektiğinden bahisle bozulmasının ardından mahkemesince 22.01.2016 tarihinde TCK’nın 163/3 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapse hükmedildiğinin anlaşılması karşısında; bahsi geçen dosya getirtilip incelenerek, davanın mükerrer açılıp açılmadığı araştırıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
2- Kabule göre de;
02.07.2012 tarihinde kabul edilip 28344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkrası hükümleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, “yapılan değişiklikle amaçlananın bu kapsam dahilindeki suçlar bakımından kurum zararının ödenmesi halinde, olayın sanık ya da sanıkları hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi” olduğu dikkate alınarak, katılan kurum tarafından kaçak kullanım bedelinin 897,04 TL olarak bildirildiği halde, dosya içerisindeki bilirkişi raporu ile kurumun gerçek zararının, vergisiz ve cezasız olarak
normal tarifeye göre toplam 411,21 TL olarak hesaplandığının anlaşılması karşısında; sanığa “şikayetçi kurumun bilirkişi tarafından hesaplanan zararını gidermesi durumunda 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine” ilişkin usulüne uygun olarak bildirimde bulunulduktan sonra yasal sürenin geçmesi nedeni ile sanığa makul bir süre de tanınıp bu süre beklenilerek, sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, 22.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.