Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2016/20025 E. 2018/4720 K. 18.04.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/20025
KARAR NO : 2018/4720
KARAR TARİHİ : 18.04.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun bilinen adreste tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır.
Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre, “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.” Aynı maddenin 6099 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle değiştirilen 2. fıkrasına göre ise; “Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” Tebligat Kanunu’nun 35/2. maddesine göre tebliğin usulüne uygun olarak yapılabilmesi için, daha önce aynı adrese Kanun’un gösterdiği usullere uygun bir tebligat yapılmış olması ve muhatabın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin de tespit edilememesi gerekmektedir. Aksi halde aynı Kanun’un 35. maddesine göre tebligat yapılması mümkün değildir.
Tebligat Kanunu’nun 28. maddesinde, “Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Yukarıki maddeler mucibince tebligat yapılamıyan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamıyan kimsenin adresi meçhul sayılır. Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmi veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir.” hükmünün yer aldığı, yine aynı şekilde Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 48. maddesinde “bu Yönetmelik hükümleri uyarınca kendisine tebligat yapılamayan, tebliğ memuru tarafından adresi tespit edilemeyen, adres kayıt sisteminde de yerleşim yeri adresi bulunmayan kişinin adresinin tespiti için tebligatı çıkaran merci tarafından adres araştırması yapılır. Tebligatı çıkaran merci, muhatabın adresini öncelikle resmî veya özel kurum ve dairelerden, bunlardan sonuç alınamadığı takdirde kolluk vasıtasıyla araştırabilir ve tespit ettirebilir. Yapılan araştırmalara rağmen muhatabın adresinin tespit edilememesi halinde adres meçhul sayılır. Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır.” şeklinde hüküm bulunmaktadır.
Somut olayda, Yargıtay 22. Ceza Dairesi’nin 04.04.2006 tarihli ilamı ile sanığa CMK’nın 150/2-3. maddesi gereğince zorunlu müdafii atanmasını gerektirecek bir durum bulunmadığı halde, sanığa atanan ve sanığın haberdar olmadığı müdafiinin hükmü temyiz ettiğinin ve gerekçeli kararın sanığa tebliği ile müdafiin temyiz istemini kabul edip etmediğinin sorulması için dosyanın iadesine karar verilmesi üzerine, mahkemece sanık hakkında verilen kararın, sorgusu sırasında mahkemeye bildirdiği adresine gönderildiği, ancak tebligat evrakının mahkemesine iade edildiği, bunun üzerine mahkemece aynı adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebligat yapıldığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan tebliğ işleminin MERNİS adresine tebligat yapılması gerektiğinden bahisle geçersiz olduğu belirtilerek 21.06.2016 tarihli yazı ile dosyanın mahalline gönderildiği, mahkemece tespit edilen adreslere çıkarılan tebliğlerin de iade edildiği, neticede sanığın sorgusunda bildirdiği son adrese yeniden Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebligat yapıldığı ancak; Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğin usulüne uygun olarak yapılabilmesi için daha önce aynı adrese kanunun gösterdiği usullere göre bir tebligat yapılmış olmasının gerektiği, aksi halde 35. maddeye göre tebligat yapılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle sanığa 10.08.2016 tarihinde aynı Kanun’un 35. maddesine göre tebliğ yapıldığı belirtilen adrese daha önce usulüne uygun olarak yapılmış herhangi bir tebligat bulunmadığından, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebligat işleminin geçersiz olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, gerekçeli kararın MERNİS adresi bulunmayan sanık …’ya Tebligat Kanunu’nun 28. maddesinde ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 48. maddesinde belirtilen yöntem izlenmek suretiyle yeniden tebliği ile tebligat belgesi ile birlikte verilmesi halinde temyiz dilekçesi de eklenerek incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi; için dosyanın incelenmeksizin mahalline İADE edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 18/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi