Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2016/2795 E. 2016/6751 K. 11.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2795
KARAR NO : 2016/6751
KARAR TARİHİ : 11.04.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanığın işyerinde yapılan denetimlerde düzenlenen 29/06/2012 ve 02/07/2012 tarihli kaçak elektrik tespit tutanaklarında, “idareye kayıtlı olmayan sayaç takılarak elektrik kullanıldığının” tespitinden sonra, sanık hakkında her iki tutanağa istinaden aynı mahkemeye ayrı ayrı kamu davaları açıldığının, her iki dosyada da ayrı ayrı bilirkişi raporları alındıktan sonra dosyaların 26/12/2014 tarihli karar ile birleştirildiğinin ve birleştirilen 2013/280 Esas sayılı dosyadaki -29/06/2012 tarihli kaçak tutanağı ile ilgili olarak- 03/02/2014- 03/07/2014 tarihli bilirkişi raporlarında, ”kollukça yapılan tespit baz alınarak hesaplanan kullanım dönemi tüketim ortalamasının, keşif mahallinde tespit edilen güce göre mahalde tüketilebilecek elektrik miktarı ile orantılı olmaması nedeniyle tüketim kaybı söz konusu olduğunun” belirtildiğinin, bununla birlikte birleştirme kararından sonra yargılamanın devam ettiği 2013/237 Esas sayılı dosyadaki -02/07/2012 tarihli kaçak tutanağı ile ilgili olarak- 22/12/2014 tarihli bilirkişi raporunda (birleştirme kararından önce düzenlenen) ise, ”vergi dairesi görevlilerince hazırlanan suça konu işyerine ilişkin yoklama fişindeki işe başlama tarihi baz alınarak hesaplanan kullanım dönemi tüketim ortalamasının yoklama fişi bilgilerinde yer alan elektrikli cihazlara göre mahalde tüketilebilecek elektrik miktarı ile orantılı olması nedeniyle kuruma kayıtsız sayaca müdahalede bulunulmadığının ve tüketim miktarının belirlenmesinin engellenmediğinin, böylece tüketim kaybı ve kaçak kullanımın söz konusu olmadığının” belirtildiğinin ve bu 22/12/2014 tarihli bilirkişi raporunun hükme dayanak yapıldığının anlaşılması karşısında; öncelikle kuruma kaydı bulunmayan sayacın kullanıcı tarafından istenildiği zaman değiştirilmesinin mümkün olduğu da dikkate alındığında, karşılıksız yararlanma kastının bulunup bulunmadığı yönünden, sanığın hangi tarihten itibaren bu işyerini kullandığı ve suça konu sayacın ne zaman takıldığı kesin olarak saptanıp kaçak kullanım süresi belirlendikten sonra, mahallinde keşif yapılmak suretiyle, bilirkişi aracılığıyla tutanaklar öncesi tüketim değerleri ile tutanaklar sonrası tüketim değerlerinin uyumlu olup olmadığı tespit edilerek, sayaca herhangi bir müdahalenin bulunup bulunmadığı da belirlendikten ve yukarıda bahsedilen raporların arasındaki çelişkiler giderildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi ve suçun sübutu halinde ise katılan kurumun 29/06/2012 ve 02/07/2012 tarihli tutanaklar nedeniyle oluşan vergisiz ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye ayrı ayrı hesaplattırılarak, sanığa “şikayetçi kurumun bilirkişi tarafından hesaplanan zararını gidermesi durumunda 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine” ilişkin giderilmesi gerekli zarar miktarlarını açıkça içeren nitelikte bildirimde bulunulduktan sonra yasal sürenin geçmesi nedeni ile sanığa makul bir süre de tanınıp bu süre beklenilerek, sonucuna göre hakkında 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 11/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.