Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2017/3150 E. 2017/8002 K. 13.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3150
KARAR NO : 2017/8002
KARAR TARİHİ : 13.09.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesince duruşma açılmak suretiyle sanık hakkında hüküm kurulmuş ise de, CMK’nın 231/11. fıkrasında yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, mahkemece duruşma açılmasını müteakip, sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, sanığın savunması alınmadan karar verilmesi,
2- Sanığın, mağdura ait kilitli aracın kapısını açarak, araç içerisindeki oto teybini çaldığı olayda, mağdurun tüm aşamalarda aracın kapılarını kilitlediğini beyan etmesi, görgü tespit tutanağından aracın kilitlerinin herhangi bir zarar görmediği ve zorlama izi olmadığının tespit edilmesi karşısında sanığın eyleminin TCK’nın 142/2-d maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanun’un 141/1 maddesiyle uygulama yapılması,
3- İddianame içeriğine göre sanık hakkında TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanması talep edildiği halde, sanığa ek savunma hakkı verilmeden belirtilen maddenin uygulanmaması suretiyle CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 13/09/2017 gününde oy birliği ile karar verildi.