YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3631
KARAR NO : 2017/11553
KARAR TARİHİ : 09.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik müşteki kurum vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Davetiye tebliğine rağmen duruşmalarda temsil edilmeyip, davaya katılma istemi ve katılan sıfatı olmayan şikayetçi kurumun hükmü temyize yetkisi bulunmadığından, vekilinin 16.12.2013 tarihli temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2-Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Tebligat Kanunu’nun 22. maddesine göre muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran onsekiz yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması lazımdır”şeklindeki yasal düzenlemeye aykırı biçimde usulsüz şekilde aynı konutta oturmadığı tespit edilen sanığın görünüşüne göre 15 yaşını bitirmiş yeğenine yapılan tebligatın usulsüz olduğu, sanığın öğrenme üzerine hükmü süresinde temyiz ettiği kabul edilerek ve 19.12.2013 tarih 2012/799-2013/626 E-K sayılı ek karar kaldırılarak yapılan temyiz incelemesinde;
Hüküm tarihine kadar yapılan yargılama gideri toplamı, 5271 saylı CMK’nın 324/4. maddesinde atıfta bulunulan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20 TL’den az olduğu halde yargılama giderinin sanıktan tahsiline karar verilmiş ise de, hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında olması nedeniyle hükmün
kesinleştiği tarihte sanıktan tahsili gereken yargılama giderinin yukarıda açıklanan terkin edilmesi gereken miktardan az olması halinde Devlet Hazinesi üzerine bırakılmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;
02/07/2012 tarihinde kabul edilip 28344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkındaki” Kanun’un geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkrası hükümleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, “yapılan değişiklikle amaçlananın bu kapsam dahilindeki suçlar bakımından kurum zararının ödenmesi halinde, olayın sanık ya da sanıkları hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi” olduğu dikkate alınarak; öncelikle kurumun gerçek zararı, vergisiz ve cezasız olarak normal tarifeye göre bilirkişiye hesaplattırılarak, sanığa “şikayetçi kurumun bilirkişi tarafından hesaplanan zararını gidermesi durumunda 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine” ilişkin usulüne uygun olarak bildirimde bulunulduktan sonra yasal sürenin geçmesi nedeni ile sanığa makul bir süre de tanınıp bu süre beklenilerek, sonucuna göre hakkında 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 09.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.