Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2017/4447 E. 2017/11890 K. 15.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/4447
KARAR NO : 2017/11890
KARAR TARİHİ : 15.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tayin olunan cezanın miktar ve türü itibarıyla sanık … müdafiinin duruşma isteminin 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddiyle yapılan incelemede;
Sanık …’ın 13/10/2015 tarihli dilekçesindeki anlatımından temyiz başvurusu ile birlikte eski hale getirme isteminde de bulunduğunun anlaşılması ve eski hale getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı CMK’nın 42/1. maddesi uyarınca Yargıtay’ın ilgili dairesine ait olması nedeniyle mahkemenin 22/10/2015 tarihli, 2007/98 Esas, 2015/105 Karar sayılı ek kararının kaldırılarak; sanığın yokluğunda verilen 17/02/2015 tarihli mahkumiyet hükmünün, sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı ve aynı konutta beraber ve sürekli oturduğunu beyan eden Nimet Kolcu isimli kişiye tebliğ edildiği, sanığın ise temyiz dilekçelerinde, tebligat yapılan adreste kendisi ile birlikte iki küçük çocuğunun yaşadığını, tebligatı alan kişiyi tanımadığını beyan ettiği, tebligat zarfında tebliğin yapıldığı kişinin sanık ile yakınlık derecesinin belirtilmediğinin anlaşılması karşısında, yapılan tebliğ işlemi anılan sebeple geçersiz olduğundan eski hale getirme isteminin kabulü ile öğrenme üzerine yapılan 13/10/2015 tarihli temyiz başvurusunun süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I- Av. …’in sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Av. …’in kovuşturma aşamasında diğer sanık … tarafından verilen vekaletnameyi sunarak ve sadece sanık …’in müdafii olarak duruşmalara katıldığı, gerekçeli kararın kendisine tebliği üzerine sanık … için sunduğu 21/04/2015 tarihli temyiz dilekçesinden sonra 27/04/2015 tarihli dilekçesi ile müdafii olarak sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerini temyiz etmiş ise de, kovuşturmanın hiçbir aşamasında sanık … müdafii olarak duruşmalara katılmadığı, dosya içerisinde sanık … tarafından usulüne uygun şekilde verilmiş bir vekaletname örneğinin bulunmadığı ve yine sanığın talimatla alınan savunmasında müdafii talep etmediği gibi zorunlu müdafiiliği gerektiren herhangi bir durumun da olmadığı anlaşılmakla; Av. …’in sanık … hakkında 27/04/2015 tarihli temyiz isteminin aynı Kanun’un 317. maddesi gereğince REDDİNE,
II- Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, hırsızlık suçlarından ve sanık … hakkında başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibariyle devamlılık göstermesi; örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması gerekir.
Somut olaya bakıldığında; sanıklar her ne kadar savunmalarında atılı suçu kabul etmemiş iseler de, 1994 – 2007 yılları arasındaki olaylara ilişkin dosya içerisine alınan on dört mağdurun anlatımları, tanık ….’ın beyanı, iletişim tespit tutanakları, yapılan arama işlemleri sonucu ele geçen iş makinesi parçalarının sayı ve mahiyeti ile tüm dosya kapsamından; sanıklar arasında gevşek de olsa bir hiyerarşik ilişki ile yapılanmanın üyeleri üzerinde hâkimiyet tesis eden bir güç kaynağı niteliğinin bulunduğu, sanık …’un örgütün lideri ve yöneticisi olduğunun anlaşılması karşısında, sanık … hakkında örgüt yöneticiliğine ilişkin 5237 sayılı TCK’nın 220/1. maddesi yerine hatalı nitelendirme ile örgüt üyeliğine ilişkin aynı Kanunun 220/2. maddesi ile uygulama yapılması; katılan …’ya karşı işlenen hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesine karşın sanıklar …, … ve … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinin uygulanmaması; tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi; sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 267/1, 43/1 maddesi uyarınca belirlenen 1 yıl 19 ay 15 gün hapis cezasından aynı mağdura karşı Aliağa Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/266 Esas- 2013/416 Karar sayılı ilamıyla hükmedilen 1 yıl 15 ay hapis cezası miktarı düşülerek sonuç olarak 4 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmiş ise de; Aliağa Asliye Ceza Mahkemesinin anılan hükmü, Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin 21/04/2015 tarihli ve 2015/5400 Esas- 2015/7384 Karar sayılı ilamıyla sonuç cezanın “1 yıl 6 ay hapis cezası” olarak değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, sanık … hakkında eksik ceza tayin edilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedenleri yapılmamış; kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasının “2)-b,d, 3)-c,d,e,f,g bentlerinde mağdur adının “…” yerine “Mehmet Engin” olarak yazılması ile kararın “2)-c,e, 3)-ı,i,j” bentlerinde suç tarihi olarak “30/12/2005” yerine “20/12/2005” yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiş; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
III- Sanıklar …, …, … ve … hakkında mağdur …’e karşı işlenen mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasının “3)-h)” bendinde mağdur adının “…” yerine “Mehmet Engin” olarak yazılması ile uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK’nın “151/1” maddesi yerine “142/1-e” maddesinin yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiş; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;

Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla işlenen mala zarar verme suçundan soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikayet aranmayacağına ilişkin, 5237 sayılı TCK’nın 142. maddesinin 4. fıkrasının suçun işlendiği 30/12/2005 tarihinden sonra, 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasa’nın 6. maddesi ile düzenlendiği ve sanıklara atılı 5237 sayılı TCK’nın 151/1 maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçundan soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesinin şikayete bağlı olduğu, mağdur …’in kovuşturma aşamasındaki ifadesinde şikayetinden vazgeçtiği gözetilerek; 5237 sayılı TCK’nın 73. maddesi uyarınca sanıklardan vazgeçmeyi kabul edip etmedikleri sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, …, …’ın ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 15/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.