YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/5790
KARAR NO : 2018/13230
KARAR TARİHİ : 12.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükmedilen hapis cezasının süresine göre 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi uyarınca sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Yurt dışı IP numarası üzerinden katılana ait banka hesabına girilerek sanığın hesabına havale yapıldığı ve bu hesaba ait kart ile 29.03.2007 tarihinde 1.600 TL nakit çekimi ve aynı gün Gülaylar Altın isimli iş yerinden POS cihazında kart kullanılmak suretiyle 326 TL’lik harcama yapılarak menfaat sağlandığı anlaşılan olayda, sanığın tüm aşamalardaki inkara dayalı ve aynı mahiyetteki olay nedeniyle hakkında iki ayrı dava daha bulunduğuna ilişkin savunmaları karşısında; savunmaya konu edilen İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/523 Esas 2012/1840 Karar sayılı ve İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/166 Esas 2010/84 Karar sayılı dava dosyalarının tamamının getirtilerek incelenmesi, bu davalara konu eylemler ve dosyada yer alan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve suça konu kart ile aynı tarihte 0 537 626 69 36 numaralı hatta ait 31.00 TL’lik borç ödemesi yapıldığı ancak Turkcell tarafından gönderilen 23.02.2017 tarihli yazıda söz konusu hattın faturasız olması nedeniyle mahkemece istenen hattın kimin üzerine kayıtlı olduğunun bildirilmesine ilişkin talebinin karşılanamadığının belirtilmesine göre, suç tarihi öncesi ve sonrasına ait kısa zaman dilimlerine ait görüşme kayıtları getirtilerek bu hattın kimin kullanımında olduğunun tespit edilmesi, yine sanığın savunmalarında beyan ettiği 0 537 544 88 87 numaralı cep telefonu hattının sanığa aidiyeti kesin olarak saptanıp suç tarihi itibariyle baz istasyonu araştırması da yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
a) Hüküm sanık veya onun lehine temyiz edilmiş olsa bile lehe aleyhe ayrımı yapılmaksızın her yönden temyiz incelemesi yapılır, ancak bozmadan sonra kurulacak hükümle tayin edilecek ceza miktarı önceki hükümde saptanan ceza miktarını aşamaz, halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinde düzenlenen kazanılmış hakkın sadece sonuç cezanın süresi bakımından dikkate alınması gerektiği anlaşılmakla; somut olayda, mahkemece sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 244/4. maddesi uyarınca kurulan ilk mahkumiyet hükmünün temyizi üzerine Dairemizin 23/02/2016 tarihli ilamında, eylemin TCK’nın 142/2-e maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğunun belirtilmesine göre mahkemece bozma doğrultusunda, sanık hakkında hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e ve 62/1. maddeleri gereğince doğru hükmün kurulmasından sonra 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi gözetilerek önceki cezanın niteliği ve miktarına göre, sanığın kazanılmış hakkının korunmasına karar verilmesi ile yetinilmesi yerine yazılı şekilde uygulama yapılarak bozma öncesi kurulan hükümde hapis cezasının yanında hükmedilen 1000,00 TL adli para cezasına hükmedilmesi gerektiği de gözetilmeden sadece hapis cezası tayini ile önce 2 yıl hapis cezası belirlenmesi ve devamında hapis cezanın ertelenmesine karar verilmesi,
b) Bozmadan önce verilen 05.06.2012 tarihli kararda erteli cezaya ilişkin denetim süresi 3 yıl olarak belirlendiği halde, bozma sonrası kurulan hükümde denetim süresinin hükmolunan cezadan az olamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde 1 yıl olarak belirlenmesi,
c) Kazanılmış hakka ilişkin uygulama maddesinin, 1412 sayılı CMUK’nın 326/son (5271 sayılı CMK 307/4) maddesi yerine CMK’nın 350/4. maddesi olarak gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine 12/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.