YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10192
KARAR NO : 2021/5873
KARAR TARİHİ : 17.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, tehdit, hakaret, trafik güvenliğini tehlikeye sokma
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
TEMYİZ EDENLER : Sanık, şikayetçi kurum vekili
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Şikayetçi İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
A- Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik şikayetçi Kurum vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın üzerine atılı görevi yaptırmamak için direnme suçundan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi İçişleri Bakanlığı vekilinin davaya katılma ve hükmü temyiz hakkı bulunmadığı cihetle; şikayetçi vekilinin temyiz isteminin CMUK’nun 317. maddesi gereğince REDDİNE,
B- Sanık hakında hakaret, tehdit, kamu malına zarar verme ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
1- Sanık hakında hakaret ve tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak;
26/12/2013 tarihli tutanağa göre, olayın polis merkezi koridorunda gerçekleşmiş olması ve sanığın her iki müştekiye yönelik ayrı ayrı hakaret suçu işlediğinin dosya kapsamı ve tanık beyanlarından anlaşılmakla, verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bu hususlara ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, Yeşilova Asliye Ceza Mahkemesinin 20/06/2012 tarihli ve 2012/45 Esas – 2012/110 Karar sayılı mahkumiyetine konu suçun 5237 sayılı Kanun’un 142/1-f maddesinde (5237 sayılı Kanun’un 163. mad.) yazılı elektrik hırsızlığı suçuna ilişkin olduğu ve bu maddenin 05/07/2012 tarih ve 28344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 82. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 142/1-f maddesinin yürürlükten kaldırılıp, atılı suçun TCK’nın 163/3. maddesinde karşılıksız yararlanma suçu kapsamına alındığı ve 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca elektrik enerjisi hırsızlığı suçundan mahkumiyeti bulunan kişinin 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde katılan kurumun zararını tamamen tazmin etmesi halinde verilen cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılacağının düzenlendiğinin anlaşılması karşısında, tekerrüre esas alınan hükümlülük ile ilgili 6352 sayılı Kanun ile getirilen yeni düzenleme nedeniyle uyarlama yargılaması ve sanık tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanmasının gerekip gerekmediğinin infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin kısmen istem gibi ONANMASINA,
2- Sanık hakında kamu malına zarar verme ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
a- Sanığın duruşmada zararı gidermek üzere süre istemesi üzerine mahkemece sanığa süre verildiği, hüküm duruşmasında ise dosyaya sanık tarafından zararın giderildiğini gösterir belge sunulmadığının belirlendiği anlaşılmış ise de; sanığın temyiz dilekçesinde polis aracını tamir ettirerek zararı giderdiği, duruşmaya katılamadığı için zararı giderdiği yönünde beyanda bulunamadığı, mahkemenin ise zararın giderilmediğini belirleyerek karar verdiğini belirttiğinin anlaşılması karşısında; sanık tarafından polis aracına verilen zararın giderilip giderilmediği ilgili kuruma sorularak sonuca göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği,
b- Yeşilova Asliye Ceza Mahkemesinin 20/06/2012 tarihli ve 2012/45 Esas – 2012/110 Karar sayılı mahkumiyetine konu suçun 5237 sayılı Kanun’un 142/1-f maddesinde (5237 sayılı Kanun’un 163. mad.) yazılı elektrik hırsızlığı suçuna ilişkin olduğu ve bu maddenin 05/07/2012 tarih ve 28344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 82. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 142/1-f maddesinin yürürlükten kaldırılıp, atılı suçun TCK’nın 163/3. maddesinde karşılıksız yararlanma suçu kapsamına alındığı ve 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca elektrik enerjisi hırsızlığı suçundan mahkumiyeti bulunan kişinin 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde katılan kurumun zararını tamamen tazmin etmesi halinde verilen cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılacağının düzenlendiğinin anlaşılması karşısında, tekerrüre esas alınan hükümlülük ile ilgili 6352 sayılı Kanun ile getirilen yeni düzenleme nedeniyle uyarlama yargılaması ve sanık tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanmasının gerekip gerekmediğinin gözetilmemesi,
c- Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığa atılı suçun yasal unsurlarının tarif edildiği TCK’nın 179/3. maddesinin yaptırım yönünden aynı maddenin ikinci fıkrasına atıfta bulunduğu halde, mahkemece sanık hakkında temel ceza belirlenirken, TCK’nın 179/3. maddesinin göndermesiyle aynı Kanun’un 179/1. maddesi gereği sanığın alt sınırdan uzaklaşılmadan cezalandırıldığının belirtildiği, sanık hakkında TCK’nın 179/3. maddesinin yollamasıyla aynı kanunun 179/2. maddesi gereğince, 3 ay ile 2 yıl arasında hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan mahkemece aynı Kanun’un 179/1. maddesi esas alınarak temel cezayı belirlemek suretiyle çelişkiye neden olunması,
d- 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesindeki “Basit Yargılama Usulü”nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı CMK’ya eklenen geçici 5/1-d maddesi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de;
Hükümden sonra, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin, bilahare 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararı ile de yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan “Hükme bağlanmış” ibaresinin aynı bentte yer alan, “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
CMK’nın 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren, TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden, aynı Kanun’un 7. ve CMK’nın 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirilme yapılmasında zorunluluk bulunması,,
e- Kabule göre de;
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek merci 5275 sayılı CGTİHK’nın 108. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıverilmeye ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nın 58/7. maddesi gereğince sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde sanık hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin bu sebepten dolayı kısmen istem gibi BOZULMASINA, 17/03/2021 gününde oy birliği ile karar verildi.