Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2020/11602 E. 2021/3881 K. 01.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11602
KARAR NO : 2021/3881
KARAR TARİHİ : 01.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yokluğunda verilen hüküm, sanık …’ın kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde bildirdiği bilinen en son adresinde sanıkla birlikte sürekli oturduğunu beyan eden dayısı … imzasına 13/11/2015 tarihinde tebliğ edilmişse de, sanığın tebliğ sırasında adreste bulunmama sebebinin araştırılmadığı ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/9. maddesi uyarınca tebliğ mazbatasında tebliğ memurunun adı ve soyadının yazılması zorunlu olduğu halde tebliğ mazbatasında tebliğ memurunun adı ve soyadının yer almadığı anlaşılmakla; yapılan tebliğ işlemi bu sebeplerden dolayı geçersiz olduğundan, sanığın temyiz isteminin reddine dair mahkemenin 03/12/2015 tarihli ve 2015/225 Esas – 2015/521 Karar sayılı ek kararının kaldırılmasına karar verilerek, sanık …’ın öğrenme üzerine sunduğu 27/11/2015 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek ve sanık hakkında 25/12/2012 tarihli ve 2012/479 Esas – 2012/659 Karar sayılı karar ile hırsızlık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği 28/01/2013 tarihinden itibaren 5 yıllık denetim süresi içerisinde 01/01/2015 tarihinde işlediği kasıtlı suç nedeniyle ihbarda bulunulan Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2015 tarihli ve 2015/52 Esas – 2015/283 Karar sayılı mahkumiyetine konu suçun 5237 sayılı TCK’nın 141/1. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçuna ait olduğu, 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinde 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle anılan hırsızlık suçunun uzlaşma kapsamına alındığı ve UYAP kayıtlarının incelenmesinde ihbara konu ilgili dava hakkında 07/11/2018 tarihli ek kararla uzlaşma sağlandığından bahisle düşme kararı verildiği, ancak sanığın UYAP’tan alınan güncel adli sicil kaydına göre, 5 yıllık denetim süresi içinde 12/02/2015 tarihinde kesinleşen Kayseri 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2014 tarihli ve 2013/646 E., 2014/935 K. sayılı ilamına göre 27/11/2013 tarihinde 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunu işlediği ve bu ilam sebebiyle hükmün açıklanmasını gerektiren kesinleşen başka mahkumiyetinin bulunduğu, böylece açıklanması geri bırakılan kararın açıklanma koşullarının oluştuğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Müştekinin soruşturma aşamasında aldırılan kolluk ifadesinde, dükkanı önündeki tezgahtan suça konu bilekliklerin çalındığını beyan ettiğinin, sanığın da dükkan önündeki tezgahtan bileklikleri alıp çantasına attığını belirttiğinin; ayrıca dosya içerisinde bulunan CD’den alınan olay yeri fotoğraflarına göre; sanığın, müştekinin dükkanının önünde kaldırım üzerinde -açıkta- bulunan tezgahtan suça konu bileklikleri çaldığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 141/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden aynı Kanun’un 142/1-b maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
2- Sanığın, müştekinin dükkanının önünden tanesi 1,5 TL olan 31 adet bileklik çalması şeklinde gerçekleşen olayda, çalınan bilekliklerin toplam değerinin 46,5 TL olması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
3- 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4- Sanığın, müştekinin dükkanının önünden suça konu bileklikleri çaldıktan sonra kolluk görevlilerince şüphe üzerine yakalandığı ve fermuarı açık olan çantasından görünen takıların kime ait olduğu sorulduğunda kendisine ait olduğunu, 15-20 gün önce bu takıları pazardan aldığını belirttiği, ancak bu beyan üzerine şüphelerini yoğunlaştıran kolluk görevlilerince yapılan üst araması neticesinde ele geçen çok sayıdaki takıların bir kısmının kolluk görevlilerince yapılan araştırma sonucu suça konu iş yeri yakınındaki başka bir iş yerinden çalındığının o iş yeri kamera görüntüleri incelenerek belirlendiği, bu tespitten sonra suça konu bilekliklerin de yakındaki başka bir iş yeri sahibi olan müştekiye ait olduğunun, kolluk görevlilerince kendisine ulaşılan müştekinin teşhisi üzerine tespit edildiği anlaşılmakla; etkin pişmanlık koşulları bulunmadığı halde 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesi gereğince uygulama yapılmak suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 01/03/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.