Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2020/14171 E. 2021/19299 K. 11.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/14171
KARAR NO : 2021/19299
KARAR TARİHİ : 11.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, sanığın bilinen adresine Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması gerekirken, sanığın yokluğunda verilen 13/11/2015 tarihli kararın bilinen son adresten farklı bir adrese çıkarılıp iade gelmesi üzerine MERNİS adresine 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre yapılan tebliği işleminin geçersiz olduğu, öğrenme üzerine 23/03/2016 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Mağdurun yanında çalışan işçisi tanık …,’ın el arabası ile birlikte gündüz saatlerinde İtfaiye yakınlarında bulunduğu sırada kendilerini polis ve zabıta olarak tanıtan sanık ve yanında bulunan yüzleri kapalı iki şahsın elindeki el arabasını aldıklarını beyan ettğinin anlaşılması karşısında; resmi kıyafet giyinmeksizin veya polis kimliği göstermeksizin sadece polis ve zabıta olduğunu söylemesinin yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takındığı anlamına gelmeyeceği, ancak tanık …,’ın beyanında sanığın yanında yüzleri kapalı iki kişinin olduğunu belirtmesi nedeniyle tanınmamak için tedbir alındığının kabulü gerekeceğinden TCK’nın 142/2-f maddesinin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiş, adli sicil kaydına göre tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Değer tespit tutanağına göre çalınan el arabasının değerinin 60,00 TL olması karşısında, hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle TCK’nın 145. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 11/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.