YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17452
KARAR NO : 2021/4944
KARAR TARİHİ : 10.03.2021
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında Ankara(Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 29/04/2003 tarih ve 2000/1004 E. – 2003/447 K. sayılı ilamının temyiz edilmeksizin kesinleştiği, 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesi ile kesinleşen ilama yönelik uyarlama yargılaması talep edildiği, mahkemenin 24/06/2005 tarihli ek kararı ile sanık hakkında uyarlama yargılaması yapılıp itirazı kabil olmak üzere karar verildiği, hükümlünün yokluğunda, dosya üzerinden verilen 24/06/2005 tarihli ve 2000/1004 E – 2003/447 K. sayılı mahkûmiyet kararı, her ne kadar hükümlüye 15/08/2005 tarihinde tebliğ edilmişse de, temyiz yasa yoluna tabi olan ek kararda yasa yolunun itiraz olarak gösterilmesi suretiyle hükümlünün yanıltıldığı, dolayısıyla bu ek kararın usulüne uygun kesinleşmediği ve sonraki tüm işlemlerin hukuken geçersiz olduğu, sanığın 24/06/2005 tarihli ek karara yönelik temyiz talebinin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- 5252 sayılı Kanun’un 9/1. maddesi, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı TCK’nın lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 491. maddesinde tanımlanan suçun unsurlarının farklı olması nedeniyle, müştekinin kapıları açık olan aracının düz kontak yapılmak suretiyle çalınması şeklinde gerçekleştirilen eylemin, sanığın eyleminin, 765 sayılı TCK’nın 491/2-son, 522, 81. maddeleri ile 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b ve 53 ve maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu, 5252 sayılı Yasa’nın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek ve yine dosya içeriğinde soruşturma evraklarının ve iddianamenin olmaması nedeniyle eksik olan evraklar tamamlanarak ve özellikle lehe kanunun tespitinde önem arz eden suçun gece vakti işlenip işlenmediği tespit edilerek sonucuna göre, 5237 sayılı TCK’nın 7. ve 5252 sayılı Kanun’un 9. maddeleri dikkate alınmak suretiyle, eyleme uyan ve suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinin, olaya ayrı ayrı uygulanması, her iki yasaya göre verilecek cezaların, denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile denetime olanak vermeyecek şekilde dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 10/03/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.