Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2020/22288 E. 2020/14868 K. 08.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/22288
KARAR NO : 2020/14868
KARAR TARİHİ : 08.12.2020

Hırsızlık suçundan hükümlü …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair …Asliye Ceza Mahkemesinin 21/04/2015 tarihli ve 2014/534 esas, 2015/220 sayılı kararını müteakip, hükümlünün 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik doğrultusundaki uzlaşma talebinin…Asliye Ceza Mahkemesinin 04/01/2017 tarihli ve 2014/534 esas, 2015/220 sayılı ek kararı ile kabulüne ve dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesini takiben, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığının bildirilmesi üzerine yapılan yargılama neticesinde hırsızlık suçundan verilen hapis cezasının aynen infazına ilişkin Kocaeli 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/05/2017 tarihli ve 2014/722 esas, 2015/652 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/05/2017 tarihli ve 2017/852 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 30/04/2020 gün ve 20163-2019 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/05/2020 gün ve 2020/48008 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Hırsızlık suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair…Asliye Ceza Mahkemesinin 21/04/2015 tarihli ve 2014/534 esas, 2015/220 sayılı kararını müteakip, hükümlünün 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik doğrultusundaki uzlaşma talebinin …. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/01/2017 tarihli ve 2014/534 esas, 2015/220 sayılı ek kararı ile kabulüne ve dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesini takiben, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığının bildirilmesi üzerine yapılan yargılama neticesinde hırsızlık suçundan verilen hapis cezasının aynen infazına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 04/05/2017 tarihli ve 2014/722 esas, 2015/652 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair … Ağır Ceza Mahkemesinin 17/05/2017 tarihli ve 2017/852 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 20/06/2018 tarihli ve 2018/2503 esas, 2018/9186 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. madde ve fıkrasında yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki açıklamalar ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olduğu birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkartılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği anlaşıldığından, öncelikle müştekinin bilinen en son adresine tebliğ yapılarak, tebliğin iade edilmesi halinde adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresine tebliğ işleminin yapılması gerektiğinin anlaşıldığı,
Somut olayda … Asliye Ceza Mahkemesinin 21/04/2015 tarihli kararını müteakip, …. Sulh Hukuk Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2015/858 esas, 2015/1083 sayılı kararı ile hükümlü …’ın kısıtlanarak, Canan Naiboğlu’nun kendisine vasi olarak tayin edildiğinden bahisle uzlaştırma teklif formunun, hükümlünün vasisi …’na tebliğ edildiği ve kendisine ulaşılamadığından bahisle müştekinin uzlaştırma teklifini kabul etmesine rağmen taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığından Mahkemesince aynen infaz kararı verilmiş ise de,
…Sulh Hukuk Mahkemesinin vasi tayinine ilişkin gerekçeli kararında vasinin adresinin “…. Cad. No:12 ….” olarak yer aldığı, vasiye uzlaştırma teklifi aşamasında iki tebligat yapıldığı, 07/04/2017 tarihli ilk tebligat parçası incelendiğinde “… Sok No:25/1… adresine tebligat yapıldığı,
bu tebliğe ilişkin … gönderi takibinde “İade-bekleme süresi bitti” şeklinde bir açıklamaya yer verilmesine takiben, bu kez de vasinin gerekçeli kararda yer alan “…” adresine tebligat yapıldığı, anılan tebligata ilişkin…gönderi takibinde “İade-adres yetersiz” şeklinde bir açıklamanın mevcut olduğu anlaşılmakla, öncelikle vasinin bildirdiği adresine tebliğ işlemlerinin yapılması gerektiği, anılan tebligatın “iade gelmesi halinde” ise vasinin adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek tebliğ işleminin yapılması gerektiği, vasiye yapılmış usulüne uygun bir tebligat bulunmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Somut olayda …. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/04/2015 tarihli kararını müteakip, …. Sulh Hukuk Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2015/858 esas, 2015/1083 sayılı kararı ile hükümlü …’ın kısıtlanarak, …’nun kendisine vasi olarak tayin edildiğinden bahisle uzlaştırma teklif formunun, hükümlünün vasisi …’na tebliğ edildiği ve kendisine ulaşılamadığından bahisle müştekinin uzlaştırma teklifini kabul etmesine rağmen taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığından mahkemesince aynen infaz kararı verilmiş ise de;
…Sulh Hukuk Mahkemesinin vasi tayinine ilişkin gerekçeli kararında vasinin adresinin “….” olarak yer aldığı, vasiye uzlaştırma teklifi aşamasında iki tebligat yapılmaya çalışıldığı, 07/04/2017 tarihli ilk tebligat parçası incelendiğinde “…” adresine tebligat yapıldığı, bu tebliğe ilişkin…gönderi takibinde “İade-bekleme süresi bitti” şeklinde bir açıklamaya yer verilmesini takiben, bu kez de vasinin gerekçeli kararda yer alan “….” adresine tebligat yapıldığı, anılan tebligata ilişkin…gönderi takibinde “İade-adres yetersiz” şeklinde bir açıklamanın mevcut olduğu anlaşılmakla, öncelikle vasinin bildirdiği adresine 7201 sayılı Kanunun 21/1. maddesi uyarınca tebliğ işlemlerinin yapılması gerektiği, anılan tebligatın “İade gelmesi halinde” ise vasinin adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek 7201 sayılı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ işleminin yapılması gerektiği, bu açıklamalar ışığında somut dosyada vasiye yapılmış usulüne uygun bir tebligat bulunmadığından itirazın açıklanan nedenle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, … Ağır Ceza Mahkemesinden
verilip kesinleşen 17/05/2017 tarihli ve 2017/852 Değişik İş sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 08/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.