Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2020/22304 E. 2021/3917 K. 01.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/22304
KARAR NO : 2021/3917
KARAR TARİHİ : 01.03.2021

Hileli iflas suçundan şüpheliler … ve diğerleri hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05/11/2019 tarihli ve 2017/2100 soruşturma, 2019/97816 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 02/12/2019 tarihli ve 2019/5581 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 19/06/2020 gün ve 6309-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/06/2020 gün ve 2020/54445 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Hileli iflas suçundan şüpheliler … ve diğerleri haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05/11/2019 tarihli ve 2017/2100 soruşturma, 2019/97816 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 02/12/2019 tarihli ve 2019/5581 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda müşteki şirket vekilince 24/04/2019 tarihinde dosyaya sunulan şikâyet dilekçesinde özetle, şüpheli şirketlerden … San. ve Tic. A.Ş. hakkında iflas kararı verilmiş ve anılan şirketin müflis duruma düşmüş bulunmasına rağmen … Ltd. Şti.’ye 8.970.000 USD bedelini danışmanlık ücreti olarak yatırdığını, bu miktarın satış işleminin amacını teşkil eden Türkiye Halk Bankası’nın alacağının yaklaşık iki katı olduğunu, şüphelilerin yetkilisi olduğu anılan şirketin 31/12/2013 tarihi itibariyle borca batık durumda olması nedeniyle hileli iflas ettiğinin İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün 2015/10 sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda tespit edildiğini belirterek şikâyetçi olduğunun anlaşıldığı olayda; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığının 20/12/2017 tarihli ve 2017-ASİR/GTM-240/1 sayılı raporunda atılı suçların hukuki unsurlarının oluşmadığından bahisle şüpheliler hakkında yeterli delil bulunmaması sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; söz konusu şüpheli şirketin İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/402 esas, 2015/525 karar sayılı dosyasında verilen iflas kararının kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, müflis şüpheli şirketin tasfiye işlemlerine ait dosya içeriğinin onaylı örneklerinin veya asıllarının dosya içine alınması, müştekinin iddiaları doğrultusunda şüpheli şirkete ait ticari defterler ile bunların dayanağını oluşturan muhasebe kayıtları, banka hesapları, çek hesapları, borç ilişkilerini tevsik eden sözleşmeler, faturalar, makbuzlar, sevk irsaliyeleri ile varsa elektronik kayıtların temin edilerek, dosyanın ticaret, icra ve iflas ve ceza hukuku alanında uzman üç kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile şikayet konusu işlemler ve özellikle Masak raporunda da belirtilen … Ltd. Şti.’ye 8.970.000 USD bedelin ödenmesine ilişkin işlemle ilgili olarak rapor alınmak suretiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 161. maddesi kapsamında hileli iflas eyleminin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik inceleme yapılmak suretiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği gözetilerek, itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Ceza Muhakemeleri Kanununda;
“Madde 160 – (1) Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.
Madde 172 – (1) Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz edebilir.
(2)İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik fıkra: 18.06.2014-6545 S.K./71. md) Sulh Ceza Hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik fıkra: 25.05.2005-5353 S.K./26.mad) Sulh Ceza Hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
Cumhuriyet Savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.” şeklinde yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; Cumhuriyet Savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikayet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm yasal yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açması, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermesi gerekmektedir.
İncelemeye konu olayda; şikayetçi şirket vekilince, … San. ve Tic. A.Ş. hakkında iflas kararı verildiğini ve anılan şirketin müflis duruma düşmüş bulunmasına rağmen … Ltd. Şti.’ye 8.970.000 USD bedelini danışmanlık ücreti olarak yatırdığını, bu miktarın satış işleminin amacını teşkil eden Türkiye Halk Bankası’nın alacağının yaklaşık iki katı olduğunu, şüphelilerin yetkilisi olduğu anılan şirketin 31/12/2013 tarihi itibariyle borca batık durumda olması nedeniyle hileli iflas ettiğinin İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün 2015/10 sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda tespit edildiğini belirtikleri anlaşılmakla, öncelikle tüm şüphelilerin ve şikayetçi şirket yetkilisinin ayrıntılı olarak beyanlarına başvurulması, müflis şüpheli şirketin tasfiye işlemlerine ait dosya içeriğinin onaylı örneklerinin veya asıllarının dosya içine alınması, müştekinin iddiaları doğrultusunda şüpheli şirkete ait ticari defterler ile bunların dayanağını oluşturan muhasebe kayıtları, banka hesapları, çek hesapları, borç ilişkilerini tevsik eden sözleşmeler, faturalar, makbuzlar, sevk irsaliyeleri ile varsa elektronik kayıtların temin edilerek, dosyanın Ticaret, İcra ve İflas Hukuku alanında uzman ile Mali Müşavirden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile şikayet konusu işlemler ve özellikle Masak raporunda da belirtilen … Ltd. Şti.’ye 8.970.000 USD bedelin ödenmesine ilişkin işlemle ilgili olarak rapor aldırılması, sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.12.2019 gün, 2019/5581 değişik iş sayılı itirazın reddine ilişkin kararının CMK.nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 01.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.