YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/27667
KARAR NO : 2021/192
KARAR TARİHİ : 19.01.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nun 152/1-a ve 31/3. maddelerinde tanımlanan suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2 ve maddelerinde öngörülen 5 yıl 4 aylık olağan zamanaşımı süresinin, yerel mahkemenin hüküm tarihi olan 12/10/2015 gününden inceleme tarihine kadar henüz geçmemiş olduğu anlaşıldığından tebliğnamede bu hususta bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/04/2018 tarih, 2014/851 Esas ve 2018/144 Karar sayılı kararında, aynı yargı çevresindeki Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15/11/2018 tarih, 2018/339 Esas ve 2018/536 Karar sayılı kararında farklı yargı çevresindeki Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan, asıl mahkemesince yapılan sorgusu sırasında duruşmalardan bağışık tutulma isteğinde bulunmayan sanığın hükmün açıklandığı son duruşmada hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak karar verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğunun belirtildiği, UYAP’ta yer alan bilgilere göre hükmün açıklandığı duruşmanın yapıldığı 12/10/2015 tarihinde başka bir suçtan dolayı Kalecik Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan ve duruşmalardan bağışık tutulma talebi bulunmayan suça sürüklenen çocuğun duruşmaya getirilmesi ya da SEGBİS aracılığıyla bağlanılması suretiyle duruşmaya katılımının sağlanması gerekirken yokluğunda mahkumiyetine karar verilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,
2-Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/11/2018 tarihli ve 2016/6-986 Esas, 2018/554 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Nüfus kaydına göre, 10/09/1997 doğumlu olan suça sürüklenen çocuğun 18 yaşını tamamlamış olduğu gözetilmeden hükmün açıklandığı 12/10/2015 tarihli oturumun açık yerine gizli yapılması suretiyle CMK’nın 182/1 ve 185/1. maddelerine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafii’nin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 19.01.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.